2026-07-20

Hep çünkü diyen nene. Yazarı: Yoko Sano / だってだっての おばあさん 作・佐野洋子

Bir zamanlar bir yerde küçücük bir ev varmış.

Evin etrafında küçücük bir bostan olup sebzeler dikilmiş.

Girişinin yanında ise hep bir olta ve yağmur çizmesi varmış.

Diğer tarafındaki pencere altında bir sandalye varmış.


Bu evde bir nene ve bir kedi oturuyormuş.

Nene gerçekten yaşlı, 98 yaşındaymış.

Kedi ise capcanlı bir erkek kedi imiş.


Kedi, her gün şapka takıp yağmur çizmesini giyerek olta ile balık tutmaya gidermiş.

Kedi, her gün ‘‘Neneciğim, sen de balık tutmaya gelsene.’’ diye çağırırmış.

Nene ise ‘‘Çünkü ben 98 yaşındayım, 98 yaşında neneye balık tutması yakışmaz.’’ diye cevap verirmiş. 

Kedi ise bunu kafasına takmadan keyifli bir şekilde balık tutmaya gidermiş.


Nene, pencerenin altındaki sandalyeye oturup bostandan topladığı fasulye kabuğunu çıkar veya şekerleme yaparmış. 

‘‘Çünkü ben 98 yaşındayım.’’


Kedi, her gün pek çok balık tutup eve gelirmiş.

Nene buna ‘‘Balık tutmakta ne kadar iyisin. Yüzerek mi tutuyorsun? Hangi nehirde tutuyorsun?’’ dermiş.

Kedi, ‘‘Neneciğim de benimle beraber gelirsen balık tutumamı izlersin.’’ dermiş.

Evet, bugün nenenin 99 yaş doğum günü. 

Nene, sabahtan bir pasta yapmış.

Kedi, nenenin yaptığı pastayı severmiş.

‘‘Neneciğim, pasta yapmakta süpersin.’’

‘‘Çünkü ben neneyim, neneler genelde pasta yapmakta çok iyiler.’’


Nene, kediye söylemiş.

‘‘Mum almaya gider misin? 99 tane. Doğum günümde mum yakmadan olmaz ki.’’

Kedi, hemen mum almaya gitmiş.

Acele ile acele ile gitmiş.


Güzel koku gelmiş.

‘‘Evet evet, pasta güzel olmuş. Bu başarılı bir pastanın kokusu.’’

Nene masanın üstüne doğum gününe özel örtü serip bıçak ve çatal koymuş. 

Tam o zaman kedi büyük ses ile ağlayarak eve gelmiş.

Kedi, sol elinde yırtılmış poşet, sağ elinde 5 mum tutmuş.

Kedi, o kadar acele etmiş ki, nehire mum düşürmüş. 

Kedi, nenenin yüzüne bakınca daha da büyük ses ile ağlamaya başlamış.


Nene, hayal kırıklığına uğramış.

‘‘Yine de 5 tane mum, hiçbir mum olmamaktan iyi. Haydi, mumlar güzelce pastaya koyar mısın?

5 tane mum, hiçbir mum olmamaktan iyi.’’


Nene, ışığını kapatıp mum yakmış.

Etrafı aydınlanmış.

‘‘Neneciğim, bir saysana.’’ demiş kedi.

‘‘Bir, iki, üç, dört, beş. Mum sayınca gerçekten doğum günü keyfi çıkıyor.’’

Nene, tekrar mum saymış.

‘‘Bir yaş, iki yaş, üç yaş, dört yaş, beş yaş. 5 yaşım kutlu olsun!’’ diye kendi kendine kutlamış.

Kedi tekrar saymış.

‘‘Bir yaş, iki yaş, üç yaş, dört yaş, beş yaş. 5 yaşın kutlu olsun! Neneciğim gerçekten 5 yaşında mısın?’’

‘‘Tabi ki evet, mum sayısı beş. Bu yıl ben 5 yaşıma girdim.’’ demiş nene.

‘‘Benim ile aynı!’’ demiş kedi.

Ve ikisi beraber lezzetli pasta yiyip yatmış.


Ertesi gün, kedi şapka takıp yağmur çizmesini giyerek olta ile balık tutmaya gidiyormuş.

‘‘Neneciğim, sen de balık tutmaya gelsene’’ diye çağırmış.

Nene ise ‘’Çünkü ben 5 yaşındayım… Ah evet! 5 yaşında olduğum için balık tutmaya gidebilirim.’’ diyen nene, şapka takıp yağmur çizmesini giyerek keyifli bir şekilde balık tutmaya birlikte gitmiş. 


Çayır çok geniş ve yumuşak rüzgar esiyormuş.

Nene, uzun zamandır bu kadar uzak yere gelmemiş. 

Pek çok Çiçekler açmış.

Nene, çiçeklerin kokusunu koklayıp demiş; ‘’5 yaş sanki kelebek gibi.’’


Oldukça yürüyüp nehire gelmişler. 

Kedi, hop diye nehri atlamış.  

‘‘Haydi gelsene neneciğim’’ diye çağırmış kedi.

‘‘Çünkü ben 5 yaşındayım. Ah evet, 5 yaşında olduğum için ben de atlayabilirim.’’


Nene, atlamış.

Nene, gerçekten atlamış.

5 yaşında nene, 94 yıldan sonra nehri atlamış.

‘’5 yaş sanki kuş gibi.’’


Nehrin diğer tarafına varmışlar.

Ondan sonra nehrin daha geniş kısmına doğru yürümüşler.

Kedi, pantolonu çıkarıp nehire atladı.

‘‘Çok iyi hissediyorum. Neneciğim sen de gelsene.’’ diye çağırmış.

‘‘Çünkü ben 5 yaşındayım. Ah evet, ben de gireyim.’’ 

deyip nene de yağmur çizmesini çıkarıp nehire girmiş.


‘‘Aman eteğim ıslanıyor.’’

deyip nene, eteğini kaldırmış.

Önlüğünün içine bir balık girmiş.

‘‘Aman tanrım, ben ne kadar balık tutmakta iyimişim.

5 yaş sanki balık gibi.’’


Nene, ayağa kalkınca önlüğün ipleri suya girmiş. 

Ve iplere teker teker balık gelmiş. 

‘‘Aman aman, ben ne kadar balık tutmakta iyimişim.’’

Nene kendini balık tutmaya kaptırmış. 

‘‘5 yaş sanki kedi gibi.’’


Hem kedi hem nene, pek çok balık avlamış.

‘’Bak, neden ben daha önceden 5 yaş olmaya çalışmamışım? 

Gelecek seneki doğum günümde de 5 tane mum alır mısın’’ demiş nene.

‘’Acaba neneciğim 5 yaşında olsan da pasta yapmakta iyi olabilir misin?’’

Kedi azıcık endişeli sormuş.


**********************************

あるところに、ちいさな うちが ありました。うちの まわりに ちいさな はたけが あって、やさいが うえて ありました。

げんかんの そばに、いつも つりざおと ちいさな ながぐつが ありました。

はんたいがわの まどの したに、いすが ひとつ ありました。


この いえには おばあさんと 1ぴきの ねこが すんでいました。

おばあさんは とても おばあさんで 98さいでした。

ねこは げんきな おとこの ねこでした。


ねこは まいにち ぼうしを かぶって、ながぐつを はいて、つりざおを 

もって さかなつりに いきました。

ねこは まいにち、「おばあちゃんも さかなつりに おいでよ」と 

さそいました。

おばあさんは「だって わたしは 98だもの、98の おばあさんが 

さかなつりを したら にあわないわ」と ことわりました。

ねこは それでも げんきに さかなつりに でかけました。


そして おばあさんは まどの したの いすに すわって、はたけで とれた まめの かわを むいたり、おひるねを したりしました。

「だって わたしは 98だもの」

ねこは まいにち たくさん さかなを つって かえりました。

おばあさんは「なんて おまえは さかなつりが じょうずなんだろう。

およいで とるのかい、どこの かわで とるのかい」

ねこは「おばあちゃんも いっしょに くれば ぼくが さかなを とるところ 

みられるのに」と いいました。


さて、きょうは おばあさんの 99さいの おたんじょうびです。

おばあさんは あさから ケーキを つくりました。

ねこは おばあさんの つくる ケーキが だいすきでした。

「おばあちゃん ケーキを つくるの じょうずだね」

「だって わたしは おばあちゃんだもの、おばあちゃんは ケーキを 

つくるのが じょうずなものよ」


おばあさんは ねこに いいました。

「ろうそくを かってきておくれ。99ほんだよ。ろうそくを かぞえなくちゃ 

ほんとうの おたんじょうびじゃないもの」

ねこは ろうそくを かいに いきました。

いそいで いそいで おおいそぎで いきました。


いい においが してきました。

「フン フン ケーキは だいせいこう。これは だいせいこうの におい」

おばあさんは テーブルの うえに おたんじょうびようの テーブルかけを 

かけて ナイフと フォークを だしました。


そのとき ねこが おおきな こえで なきながら かえってきました。

ねこは ひだりてに やぶれた ふくろと、みぎてに ろうそくを 5ほん 

もっていました。

ねこは あんまり いそいだので、かわの なかに ろうそくを 

おとしてきちゃったのです。

ねこは おばあさんの かおを みて、まえよりも もっと おおきな こえで 

なきました。


おばあさんは がっかりしました。

「5ほんだって ないより ましさ。さぁ ろうそくを じょうずに ケーキに 

たてておくれ。

5ほんだって ないより ましさ」


おばあさんは あかりを けして ろうそくに ひを つけました。

あたりが あかるく なりました。

「おばあちゃん、かぞえて」と、ねこが いいました。

「1つ、2つ、3つ、4つ、5つ。ろうそくを かぞえると ほんとうに 

おたんじょうびの きぶんに なるわ」

おばあさんは もういっかい かぞえました。

「1さい、2さい、3さい、4さい、5さい。5さいの おたんじょうび 

おめでとう」と じぶんで じぶんに おいわいを いいました。

ねこが もういちど かぞえました。

「1さい、2さい、3さい、4さい、5さい。5さいの おたんじょうび 

おめでとう! おばあちゃん ほんとに 5さい?」

「そうよ、だって ちゃんと ろうそくが 5ほん あるもの。ことし 

わたし 5さいに なったのよ」と いいました。

「ぼくと おんなじ!」

そして ふたりは おいしいケーキを たべて ねました。


つぎの あさ、ねこは ぼうしを かぶって、ながぐつを はいて、さかなつりに 

でかけようとしました。

「おばあちゃんも おいでよ」

おばあさんは

「だって わたしは 5さいだもの‥‥‥、あら そうね!

5さいだから、さかなつりに いくわ」

と いって おばあさんは ぼうしを かぶって、ながぐつを はいて、

げんきよく ねこと いっしょに でかけました。


のはらは とても ひろくて、やさしい かぜが ふいていました。

おばあさんは もう ながいこと、こんな とおくまで きたことが 

ありませんでした。はなが たくさん さいていました。

おばあさんは はなの においを くんくん かぎながら、

「5さいって なんだか ちょうちょみたい」

ずいぶん あるいて かわに きました。

ねこは ぴょんと かわを とびこえました。

「おばあちゃんも おいでよ」

と ねこは さそいました。

「だって わたしは 5さいだもの。

あら そうね! 5さいだから わたしも とぶわ」


おばあさんは とびました。

おばあさんは とびました。

5さいの おばあさんは 94ねんぶりに かわを とびこしました。

「5さいって なんだか とりみたい」


むこうぎしに つきました。

そして もっと かわしもの ひろい かわの ほうまで あるきました。

ねこは ズボンを ぬいで かわに とびこみました。

「あぁ いいきもち、おばあちゃんも おいでよ」と さそいました。

「だって わたしは 5さいだもの。

あら そうね! わたしも はいるわ」

と いって おばあさんも ながぐつを ぬいで かわに はいりました。


「あら スカートが ぬれるわ」

と いって おばあさんは スカートを もちあげました。

まえかけの なかに さかなが 1ぴき はいっていました。

「あら わたし、なんて さかなつりが じょうずなんだろう。

5さいって なんだか さかなみたい」


おばあさんが たちあがると まえかけの ひもが みずの なかに 

はいりました。

すると まえかけの ひもに 1ぴきずつ さかなが ぶらさがってきました。

「あら あら あら あら! わたし なんて さかなつりが 

じょうずなんだろう」

おばあさんは すっかり むちゅうに なって さかなを とりました。

「5さいって なんだか ねこみたい」


ねこも おばあさんも たくさん さかなを とりました。

「ねぇ、わたし どうして まえから 5さいに ならなかったのかしら。

らいねんの おたんじょうびにも ろうそく 5ほん かってきておくれ」

と おばあさんは いいました。

「でも おばあちゃん 5さいでも ケーキ つくるの じょうず?」

ねこは すこし しんぱいそうに ききました。



Yazarı: Yoko Sano / 作・佐野洋子

http://www.office-jirocho.com/

https://en.wikipedia.org/wiki/Y%C5%8Dko_Sano

2026-05-15

Freebird in London - Özgür kuş Londra'da! / フリーバードがロンドンにやってきた、ヤァ! ヤァ! ヤァ!

    ''Freebird in Turkey'' adlı bu blogu 2007 yılından beri yazıyorum. Tabi son 10 sene filan çok sık yazmadım ama yine de arada yazmıştım. Fakat bu Türkiye maceram artık bitmek üzere. Bitmek demeyim de bir ara vereceğim. Bu sene Haziran'da Japonya'ya dönüyorum. Japonya biletini alınca aniden bir seyahat arzum oluştu içimde. Avrupa'ya yakınken bir gitsem mi diye. Daha gitmediğim bir sürü yerler var. 
 ''Freebird in Turkey'' というタイトルのこのブログを、2007年から書いています。もちろん、ここ10年ほどはそれほど頻繁に書けなかったのですが、それでもときどき記録していました。けれど、このトルコにおける冒険はもうすぐ終わります。終わる、と言わずに小休止、とでも言いましょうか。今年の6月に、わたしは日本に帰ります。日本へのフライトチケットを購入した途端、急に旅行に行きたくなりました。ヨーロッパに近いところにいるいま、行っておこうか、と。まだ行っていない場所がたくさんあります。

    ... Diye Londra'ya geldim. Amacım: British Museum'da sergilenen Xanthos Nereidler Anıtını görmek. Ve de geçen haberlerde izlediğim Banksy'in heykelini bu gözle direkt görmek. Aslında Berlin'deki Pergamon Müzesi'ne de gitmek istiyordum ama maalesef uzun süredir kapalı. O yüzden Londra'yı seçtim.
 ...ということで、ロンドンにやってきました。目的は:大英博物館にあるクサントスのネレイド記念堂を見ること。それから最近ニュースで見たバンクシーの彫像をこの目で直接見ること。本当はベルリンにあるペルガモン博物館にも行きたかったのですが、残念なことに長期休館中。なのでロンドンを選びました。

    Şimdi sonuncu günündeyim, 2 saat sonra havalimanına doğru yola çıkacağım. Bu vakti şu ana kadar olan izlenimi ve notlarını paylaşmak için kullanıyorum.
    1. Hiç nakit (GBP) getirmedim ve şimdiye kadar hiç kullanmadım. Valla çok güzel, her şey kredi kartı ile halledilebiliyor. Trenler, otobüsler hepsi kredi kartı ile biniliyor. Marketlerde de kredi kartı ile alış veriş yapılıyor. Yeni bir trafik kartı almama gerek yok. Ne güzel. Türkiye'de turistik ülke diyorsa böyle yapılması lazım. Artık herkes ya kredi kartından ya da telefondan ödüyor.
    2. Google Map sağolsun ama ulaşımlar da pek kolay. Her yere underground denilen metro, otobüs gidiyor. Yürümek de pek keyifli. Her yerde büyük küçük demeden parklar var. Sokaklarda da kocaman ağaçlar ile dolu. İnglitere'nin başkenti olmasına rağmen gökyüzü büyük, insanı sıkıştıracak bir havası yok. İstanbul, Tokyo böyle değil bence.
    3. Her şey pahalı - aslında Japonya'da her şey ucuz. Bir şey yiyiyorum 20 GBP = 4000 yenden daha fazla. 1200 TL. Marketten bir sandviç alıyorum 5 GBP = 900 yenden fazla. 265 TL deyince pek pahalı gelmiyor çünkü Tükiye'de de o kadar. Yene çevirince hiç bir şey yapamayacağım için düşünmeyi bıraktım.
    4. Londra'da park olsun, sokaktaki ağaçlar olsun, çınar, at kestanesi ve ıhlamur ile duluydu. Çiçek zamanında ıhlamur kokusu olacağını düşününce pek mutlu oldum.
    5. Londra'da olduğum sürece bir kere olsun rahatsız olmadım. Gentlemanlikten mi  bilemiyorum ama metroda yer vermeye çalışan çok, gelip geçerken pardon deyip gidiyorlardı. Arabalar da genel olarak başkasına yol veriyordu.
 現在はロンドン最終日。あと2時間ほどで空港に向けて出発します。この時間を使って、これまでに感じたロンドンの印象などを書きたいと思います。
 1. まったく現金(英国ポンド)を持たずにやってきましたが、これまで一切使いませんでした。最高! すべてクレジットカードでOK。電車もバスもぜんぶクレジットカード。マーケットでの買い物もクレジットカード。新たに交通カードを買ったりする必要なし。素晴らしい! トルコも観光国というなら、こうでなくちゃ。もはやみーんなクレジットカードか、スマホ決済。
 2. Googleマップよ、ありがとう! だけど、移動もかなり簡単。どこへもアンダーグラウンドと呼ばれるメトロ、バスで行けちゃう。歩くのも気分よし。あちこちに大きいの、小さいの、いろいろ公園があるし、通りには大きな街路樹がたくさん。イギリスの首都であるにも関わらず空は広大で、息苦しさを感じさせない。思うに、イスタンブルや東京とはちょっと違う。
 3. すべてが高い! というか、日本がなんでも安いんだけど。ちょっと食べると20GBP = 4000円超。1200TL。マーケットでサンドイッチを買えば5GBP = 900円超。265TLというとそんなに高く感じない。だってトルコでもそれぐらいする。円に換算するとなんにもできなくなるから考えるのやめました。
 4. ロンドンでは公園でも街路樹でもプラタナス、トチノキ、そしてシナノキ(リンデン)がたくさん植っていました。花の季節にリンデンの香りが漂うことを考えただけでなんだか幸せな気分に。
 5. ロンドンにいるあいだじゅう、一度たりとも不快な気持ちにはなりませんでした。紳士の国だからなのかよくわからないけれど、地下鉄では席を譲ろうという人も多く、すれ違う際にも「すみません」と言って過ぎていく。車も基本的に他の人たちにどうぞ、というスタンスでした。

    Son zamanlarda ''note'' adlı Japonya medya platformunda şöyle bir şey okudum: Akllı telefon ve digital fotoğraf makinesini bırakıp seyahata çıktım. Oldukça etkilendim ve acaba ben de yapsam mı dedim. Ancak yurtdışındayım (üstüne ilk defa geliyorum), o kadar da cesaretim yok. Ama telefonum da 7 senelik, artık şarj hızlı bitiyor. Bunun ile foto çekersem şarj bitecek diye sadece harita olarak kullandım. Mümkün olduğu kadar az bakarak. Maalesef elimde normal fotoğraf makinesi olmadığı için digital kamera kullandım ama bu bile iyi oldu. Makine ile değil, kendi gözüm ile görmeye çalıştım. Telefon elindeykenden daha çok gözle görmeye başardım. Filmli kamera olsaydı, daha çok seçerek çekmem gerekirdi, nasıl olurdu acaba? 
 最近、note という日本のメディア・プラットフォームでこんな記事を読みました:スマホもデジカメも持たずに旅に出た。かなり影響されちゃって、わたしも挑戦してみようかしら? と頭をかすめます。とはいえ、外国(しかも初英国)。それほどの勇気はない。でも、わたしのスマホは7年選手。チャージもすぐに減っちゃうし、これで写真撮ってたら電源が切れてしまう、と地図機能だけを使うことにしました。可能な限り、見るのも少なくして。残念ながら、わたしは昔ながらのカメラを持っていなかったのでデジカメを使用。これでもやってみて良かった。カメラではなく、じぶんの目で見ようと頑張ったのですが、スマホを持っているときよりも自分の目で見ることに成功しました。フィルム使用のカメラだったとしたら、ものすごく考えて撮らなきゃいけない。どうだったかしら?

    Neyse, özgür kuş tekrar özgürce uçmaya başladı. 
    Türkçe yazmak için yine buralara bir şeyler yazarım. O güne kadar görüşmek üzere! Hoşça kalın. 
 とにかく、フリーバードは再び自由に飛び始めました。
 トルコ語で書くために、またここに何かしら記録すると思います。その日までさようなら。ごきげんよう!

    Ek notu: Londra'da yaşayan bir arkadaşım şöyle diyordu: ''Londra'da bir gün içinde 4 mevsim var.'' Nasıl bir şey hayal bile edememiştim o zamanlarda. Fakat bu sefer bizzat yaşadım bir gün içinde 4 mevsim. Sabah bulutlu, sonra fırtına gibi yağmur yağıyor ama kısa süre sonra güneş açıyor. Yaz gibi bir güneş. Sonra tekrar yağmur ve bulutlu. Akşama doğru tekrar güneş açıyor filan. Hava da bir soğuk bir sıcak. Soğukluğa uyarak kalın giyersem sonra terliyorum, hafif giyersem sonra üşüyorum. Kat kat giyinip sıcak olunca çıkarmak gerek, soğuk olunca üstüne bir şey giymek gerek. Bir günde 4 mevsim böyle bir şey.
 追記事項:ロンドンに住む友人がこんなふうに言っていました。「ロンドンでは1日のうちに4つの季節がある。」その時はどういうことなのか、想像がつきませんでした。けれど、今回自分自身で経験することができました、1日で4つの季節を。朝、曇りだった天気がのちに大雨に、でも長く続かず、そのあと太陽が顔を出す。まるで夏のような太陽。その後再び雨が降って、曇り空に。夕方には再び太陽が顔を出す、、、といった具合。気温も寒くなったり、暑くなったり。寒さに合わせて厚く着込むとあとで汗をかくことになり、薄着するとあとで寒さに震える。重ね着をして暑くなったら脱ぐ、寒くなったり着込む。1日で4つの季節って、こういうことでした。

2026-04-07

Artık Türkiye, Japonya'dan pahalı!! / もはやトルコは、日本より高い!

   2022 Eylül ayında ''Bu enflasyon nereye kadar?'' diye bir yazı yazmışım. Ama o zaman enflasyonun daha başlangıcıymış. Şimdi artık Japonya'dan pahalı hale geldi burası...
  2022年の9月に「このインフレはどこまで続くの?」という投稿をしました。でも、あのときはまだインフレの始まりに過ぎなかった。いま、ここはもはや日本よりも高い状態になりました。,

   7 Nisan 2026 tarihinde 1 Türk Lilası yaklaşık 3.6 Japon yeni. 2022 Eylül ayında yaklaşık 1 Türk Lirası yaklaşık 7.8 Japon yeniymiş. Yani değer olarak yarısı oldu. Fakat günlük hayatımıza bakarsak... 
   Mesela bugün bir arkadaşım ile dışarıda yemek yedim. Ekşi maya tam buğday ekmek üzerine antrikot + Egg Benedikt + salata ve mantarlı patates 750 TL (sağdaki foto), Çay 60 TL, Toplam 810 TL = 2900 yen. Sanırım Japonya'da aynı şey yesek 1800 yenden aşağıdır. Dün de birileri le buluştum ve benim için eve yakın tarafa geldiği için 3 kişilik kahve + tatlı için ödedim, 1600 TL = 5700 yen. Şu an Japonya'da kafede kahve ne kadar bilmiyorum ama 600 yen diyelim, tatlı ile beraber 1500 yen filandır. x 3 kişi = 4500 yen = 1250 TL. Artık dışarıkda bir şeyler yemek, Japonya'dan kesinlikle pahalı. 
 2026年4月7日現在、1リラは3.6円ほど。2022年の9月はだいたい1リラ7.8円だった。つまり価値としては半分に。けれどわたしたちの普段の暮らしに目を向けると...。
  たとえばきょう、友達と外でご飯を食べました。サワードウ全粒粉パンの上にアントルコートの薄切り肉とポーチドエッグ+サラダ、キノコ入りじゃがいものセットで750リラ(上の写真)、チャイ60リラ、合計810リラ=2900円。日本で同じようなものを食べても1800円以下だと推測。きのうもある人たちと会って、わたしの家に近いところまで来てもらったので3人分のコーヒーとスイーツのために支払いをしたら1600TL=5700円。いま日本のカフェでコーヒーがいくらか知りませんが、600円としてスイーツといっしょで1500円ぐらいでは? x 3人分でも4500円=1250TLです。もはや外食はあきらかに日本より高い。

   Manavdan sebzeler aldığımız zaman hala Japonya'dan ucuz diyebilirim belki ama eskiden en ucuz sebze diyebileceğimiz salatalık bile şu an kilosu 120 TL / 430 yen filan!!! Şu an 50 TL'den ucuz sebze var mı acaba... diyorum iç geçirerek. 
 八百屋で野菜を買う時にはまだ日本より安いかもしれませんが、それでも昔は一番安かったきゅうりが現在は1キロ120TL / 430円!!! いまは50TLより安い野菜はあるのかしら、という感じです(ため息)。

   Ev kirası da artık Japonya'dan pahalı olabilir. Şu an benim oturduğum eve benzer bir yerin kirası (Konum, büyüklük - 3+1 şartları aynı olduğunu düşünürsek) aşağı yukarı 40,000 TL / 143,000 yen. Şu an Japonya'daki kiralar ne kadar bilmiyorum ama eskiden Türkiye'deki kiralar Japonya'dan kat kat ucuzdu. Sezgisel olarak üçte bir filan... Şu an hemen hemen aynı veya daha pahalı. O yüzden asgari ücret de kısa zamanda yükseliyor.
 賃貸料金も、もはや日本よりも高いかもしれません。いまわたしが住んでいるアパートの部屋に似たような物件の賃貸料金は(ロケーションや大きさー3LDKの条件が同じだと考えて)だいたい4万リラ / 14万3000円ぐらいです。いまの日本の賃貸料金がいくらなのか知りませんが、むかしはトルコの賃貸料金は日本よりもずいぶんと安かったのです。感覚的に約3分の1ほど。でも、いまはほぼ同じか、高いぐらいでは。だから最低賃金も短期間で上がっています。

   Benzin fiyatlarına bakarsak illere göre biraz farklı ama İzmir'de kurşunsuz 95 benzini 63.88 TL / 229 yen. Japonya'da ortalama 165 yen. 
 ガソリン価格を見ると、県ごとに少し違いがあるのですが、イズミルでレギュラーガソリンは63.88リラ / 229円。日本では平均165円です。



(Soldaki yemek ise 500 TL / 1800 yen - bir tabak karışık) Pahalı değil mi?
(左のミックスプレートは500TL / 1800円)高くないですか?

2025-04-04

Kore izlenimlerim... / わたしの韓国の印象...

    Bu bloga ''freebird in Turkey'' dediğim gibi Türkiye ile Japonya hakkında bir şeyler yazmaya çalışıyorum ama bu sefer istisna olarak Kore İzlenimlerimi paylaşmak istiyorum. (Bir not olarak kalsın)

 このブログに「freebird in Turkey」と名付けているように、トルコと日本について何かしらを書こうと努力していますが、今回は例外として韓国の印象をシェアしたいと思います。(覚え書きとして残したいから)

    Bu Mart Japonya'ya gitmek üzere yola çıktığımızda önce Kore'de yaklaşık bir hafta geçirdik - Bu hayatımda ilk Kore deneyimiydi. Aşağı yukarı 1 senedir kendi kendime Korece öğrenmeye çalışıyorum - pek ilerleyemiyorum ama olsun, bir şekilde devam ediyorum. O yüzden bir Kore'ye uğrasak kötü olmaz diye düşündük eşim ile.

 この3月、日本に行くために出発しましたが、その前に韓国で約1週間過ごしました。これはわたしの人生で初の韓国体験。ほぼ1年のあいだ独学で韓国語を勉強しています ー 目ぼしい上達はないけれど、なんとか続けています。なので、一度韓国に寄ってみるのも悪くないな、と考えたのです、パートナーとともに。

    Seul dışında hiçbir yere gitmeyeceğimize, çok sık bir program yapmadan spontane takılarak gezmeye karar verdik. Klasik saray gezmesi, müze ziyareti, Myeongdong çarşısı vb. dışında modern sanat müzesi (Leeum Müzesi), İnstagramcıların ziyaret ettiği Starfield kütüphanesi, bir de Seul'un kuzeyinde bulunan Bukhansan milli parkına da gittik. Metro daha çok kullanışlı olduğu halde hep otobüs kullanmayı tercih ettik - daha çok şehir görerek gezebiliriz diye. Kore yemeklerinin lezzetine bayıla bayıla yemek yediğimiz için arada yürümeyi de tercih ettik. Bu arada otobüsler de çok güzel çalışıyor, durağa gidince hangi no'lu otobüs geleceği belli, kaç dakikada geleceği de elektrik tabelasında gösteriyordu. Bir kere bile insanlara soru sormama gerek yoktu.

 ソウル以外にはどこにも行かない。スケジュールをびっちりと決めずに状況に応じて計画を変えながら自由に観光しようと決めました。定番の宮殿観光、博物館、明洞のショッピングストリートなどのほか、モダンアートミュージアム(リウム美術館)、インスタグラマーたちが訪問しているスターフィールド図書館、それからソウルの北にある北漢山国立公園にも行きました。メトロの方が便利だったけれど、常に使ったのはバス。より街を眺めながら移動できるから。韓国料理のおいしさにもう夢中で食べたりしたので、ときには歩くことを選んだり。ちなみにバスはとても機能的に動いていて、停留所に行くと何番のバスが来るかははっきりしているし、何分でやってくるかも電光掲示板に表示してあって、一度も誰かに質問したりする必要がありませんでした。

    İlk adım bastığımda ilk izlenimim: Tokyo gibi büyük şehirler ile pek fark yok. Sadece yazıları farklı. Hangul olmasa yabancı ülkede olduğumu hissetmezdim bile. Havalimanında T money kartı denilen toplu taşma kartını aldık. (Otomatta 4000 / 5000 / 6000 won seçenekleri vardı ve bir şey düşünmeden 4000 won'luk kart aldık ama girişte takıldım, alarm çaldı - Görevliye gösterdim, içinde hiç para yok dedi. 4000 won sadece kart depoziti gibi bir şeymiş meğerse...) Sonra AREX treni ile hızlı bir şekilde Seul istasyonuna geldik. Sonra metro işaretlerine bakarak 4. hat ile kalacağımız yere kolayca vardık. İşaretler o kadar düzgün konulmuş ki, hiçbir yerde kaybolmadık. Sorunsuz otele kadar gelebildik - bu deneyim de yabancı ülkede olduğumu hissettirmedi. 

 最初に韓国の大地を踏んだ時の印象:それは東京のような大都市と特別に違いはない、ということ。ただ文字が違うだけ。ハングル文字がなかったら外国にいるということを感じなかったぐらい。

 空港でTマネーカードという公共の交通機関用のカードを買いました。(販売機で4000・5000・6000ウォンの選択肢があって何も考えずに4000ウォンのカードを買ったのだけど、改札機のところで立ち往生。アラームが鳴りました。駅員さんのところに見せに行くと中にまったくチャージがないと。なんと4000ウォンっていうのはカードのデポジットだけのようでした。。。)それからAREX空港鉄道でスピーディーにソウル駅までやってきて、その後はメトロの表示を見ながら4番線で滞在するところまで簡単に来れちゃった。表示が無駄なく正確に配置してあるので、まったく迷うことなく問題なくホテルまで到着。この経験も外国にいると感じさせない要因でした。

    Bizi şaşırtan Kore'de Google haritanın kullanılamadığı oldu. Yani kullanamadık değil ama sadece metro veya otobüs gibi toplu taşmaları gösteriyor. Yürürken veya araba kullanırken göstermiyor. Ulusal güvenlik yasalarına göre Google haritayı %100 şekilde kullanılamıyormuş. Bunun yerine Naver map veya KakaoMap gibi Kore uygulamaları kullanılabiliyor. Fakat her şey Korece olduğu için alışamadım, Google harita ile idare ettik. ChatGPT hocaya göre oysa Kore'de 64 ABD asker üssü mevcut ve bu üslerde toplamda yaklaşık 25.400 ABD askeri personeli görev yapmaktaymış. Bu sayı, ABD'nin yurtdışındaki en büyük üçüncü daimi askeri gücünü oluşturmaktaymış. (Türkçe olarak sorduğumda aldığım cevaba göre. İngilizce olarak sorunca tam sayı belirlenmesi zor gibi ama 15 diyor. Fakat diğer kaynaklar daha küçük tesisler ve destek tesislerinin dahil edilmesine bağlı olarak bu sayının 80'e kadar çıkabileceğini ileri sürmekteymiş.) Bu arada dünya genelinde Japonya, Almanya ile birlikte ABD dışında en fazla sayıda ve büyüklükte ABD askeri üssüne sahip ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. (Şaşırdık mı?)

 わたしたちを驚かせたのは観光でGoogleマップが使えない、ということ。全然使えないってわけではないのだけれど、メトロやバスなどの公共の交通機関のみ表示される。徒歩や車での道順は表示してくれない。韓国の国家安全保障法によってGoogleマップを100%の状態では使えないのだとか。その代わりにNaverマップやKakaoマップのような韓国アプリが使えるようになっています。けれど、全部が韓国語表示で慣れないし、なんとかGoogleマップだけで乗り切りました。ChatGPT先生によると、韓国には64の米軍基地があり、合計25400の米国軍人が勤務しているとか。この数字は米国以外に駐留する通常部隊としては世界で3番目に大きいものだとか。(これはトルコ語で聞いた時の結果。英語で聞き直したら正確な数字を特定するのは難しいようですが、15と答えました。ただ他の情報源やより小規模の施設、支援施設を含めるとその数は80にのぼる可能性もあるよう。)ちなみに世界全体で見ると、日本はドイツと並んで米国外における最も多くの米軍基地と規模を持つ国の一つと考えられているよう。(驚かないけど)

    Sonra Seul şehrin çok temiz olduğunu gördüm. Arada kanalizasyon kokuları olmadığı değil ama genel olarak şehir temiz. Şehrin içinde bulunan tuvaletler de, parktaki, dağdaki çok temizdi. Temizlik de yapılıyordur ama sanırım Korelilerin Konfüçyüsçü düşüncelerine sahip olduğu içindir diye tahmin ediyorum.

 あとソウルの街はとてもキレイだと感じました。ときには下水の匂いがしないこともなかったけれど、それでも全体として街は清潔。街中にあるトイレも、公園の中や山の中のものも、とてもキレイでした。もちろん清掃はされているだろうけれど、思うに韓国人の方々が儒教概念をお持ちのことがその要因ではないかと推測しています。、

    Aynı zamanda çok güvenli bir ülkedir. Amcaların go oyunu oynadığı Jongmyo parka gittiğimde şahit oldum ki go tahtası ve go taşları, parkın yanından geçen bir sokağın kenarında bulunan kutuya konuluyor ve üstü karton ile kapatılıp eski go tahtası konuluyor, bu kadar. Kilit milit yok. Ama bu tahta ve taşlara bir şey olmuyor. Her gün kullanılıp buraya konuluyor. Bir kafede otururken çantayı bırakıp tuvalete gitmek de mümkün. Kimse masada kalmasa da çanta olduğu gibi duruyor. Bu konudan Kore'de yaşayan Türk arkadaşım da bahsetti. Belki bu da Konfüçyüsçü düşünceleri sayesindedir. 

    Bu arada bu seyahata çıkarken İzban treni ile havalimanına gittik - o zaman benim telefon sırt çantasının yan cebindeydi ve tam trenden inerken biri bana ''böyle koymak güvenli değil'' diye uyardı - Halbuki o güne kadar nereye gidiyorsam gideyim, hep yan cebindeydi telefonum. Eşim de aynı şekilde bana uyardığı için telefon koyma yerini değiştirdim. Fakat Kore'de gördüm ki parkta oturan amcalar da sırt çantanın yan cebine koyuyorlardı - bu da güvenli bir ülke göstergesi, hele Seul gibi en büyük şehirde!


 また、とても安全な国とも言えます。おじさんたちが碁を打っている宗廟公園に行ったときに目撃したのですが、碁盤や碁石は公園の隣を走る通り沿いにある箱に入れられています。その上に段ボールで蓋をして古びた碁盤を置いて押さえているだけ。施錠も何もなし。それでもこの碁盤や碁石が盗まれることはありません。毎日使われ、そしてこの箱に仕舞われる。カフェにいる時もカバンを置いてトイレに行くことも平気。誰もテーブルにいなくてもカバンはそのままそこにあります。このことは韓国に住んでいるトルコ人の友達も言っていました。これも儒教精神の表れなのかもしれません、。

 ところで、この旅に出るとき、イズバン(イズミルの電車)で空港まで行きましたが、その際にわたしの携帯はバックパックのサイドポケットに入っていました。そしてちょうど電車から降りようとした時、ある男性が「こんなふうに入れるのは安全じゃない」と忠告してきました。とはいえ、その日までわたしはどこへ行こうがずっとこのサイドポケットに携帯を入れてきたのです。パートナーも同じようにわたしに忠告したので携帯を入れる場所を変えたのですが、韓国で見たのは公園で碁を打っているおじさんたちもバックパックのサイドポケットに携帯を入れている光景でした。これもまた安全な国の象徴。しかもソウルのような最も大きな都市で!です。

    Koreliler nazik, kibar, iyi kalpli insanlar. Hiçbir yerde kötü deneyim yaşamadım. Metro, otobüs gibi toplu taşımada da öncelikli koltuklara oturan pek yok. Pembe koltuk ise hamile kadınlar için - buna da oturmuyorlardı. Bir kere öncelikli koltuğa bacaklarını açarak oturan birini gördüm ama Kore'li değildi - sarışın beyaz tenli biriydi. Sadece trafikte gereksiz kornalar defalarca duyuyorduk. Arkadaşıma göre trafikte kötü kullanıyor ve saygısızlarmış. Burası da biraz Türkiye gibi :)  Genel olarak insanlar çok iyi ama trafikte değişiyor nedense. 

 韓国の方達は皆やさしく、礼儀正しく、本当に良い人たちでした。どこへ行っても嫌な経験することはありませんでした。メトロやバスと行った公共の交通機関でも優先座席に座っている人はあんまりいません。ピンクの座席は妊婦さんのためなのですが、ここにも座る人はいませんでした。一度だけ優先座席に脚を広げて座っている人を見ました、それは韓国人ではなく、金髪色白の方でした。ただ、路上では必要のないクラクションを何度も聞きました。友人によると路上では車の使い方が良くなく、敬意がないと。これはちょっとトルコに似ています・笑。一般的に人々はやさしいのに路上となると変わってしまう。なんでか。

    Aslında Korece pratiği yapmak istiyordum fakat görünüş olarak Asyalı olduğum için ben gidince direkt Korece konuştular bana. Hiçbir şey anlayamıyorum. Bu durumu önlemek için Korece yerine hep İngilizce kullandım maalesef. Tabii benim çekingenliğim de vardı - mükemmel konuşmamıyorsam konuşmayayım diye.

 実は韓国語の練習もしたかったのですが、見た目がアジア人のため、わたしを見ると迷いなく韓国語で話しかけられました。でもなーんもわからない。この状況を打破するために韓国語ではなく英語を使いました、残念ながら。もちろんわたしが恥ずかしがったためでもあるのですが。完璧に話せないのなら、話さない、みたいな。

    Bu sefer sadece Seul'da geçirdiğimiz için bir dahaki sefer başka şehirlere de gitmek istiyoruz. Zaten yemekler şahane - korktuğum kadar acı olmadığı için her şeyi yiyebildim. Ulusal müzede gördüğümüz tümlüsülere de gitmek istiyoruz...  daha da vakit geçirebiliriz oralarda. Bize güzel deneyimler yaşattığı için Kore'ye Korelilere teşekkür ediyorum buradan.

 今回はソウルだけの訪問だったので、次回は別の街にも行ってみたいです。ご飯は最高に美味しいし ー 恐れていたほど辛くなかったので、なんでも美味しく食べられました。国立博物館で見かけた古墳にも行ってみたい。もっともっと韓国で過ごしたい。わたしたちに素晴らしい経験をさせてくれた韓国に、韓国の方々にここで感謝申し上げます。

Leeum Müzesi'nde bulunan Auguste Rodin'in dev bir heykeli.
Hiç beklentisiz gittiğimiz için başta bu Rodin o Rodin mi diye düşündük.
Sonra Alberto Ciacometti'nin heykelini de görünce buranın ciddi bir koleksiyon olduğunu iyice anladık. İsao Noguchi'nin eseri de vardı.