''Freebird in Turkey'' というタイトルのこのブログを、2007年から書いています。もちろん、ここ10年ほどはそれほど頻繁に書けなかったのですが、それでもときどき記録していました。けれど、このトルコにおける冒険はもうすぐ終わります。終わる、と言わずに小休止、とでも言いましょうか。今年の6月に、わたしは日本に帰ります。日本へのフライトチケットを購入した途端、急に旅行に行きたくなりました。ヨーロッパに近いところにいるいま、行っておこうか、と。まだ行っていない場所がたくさんあります。
最近、note という日本のメディア・プラットフォームでこんな記事を読みました:スマホもデジカメも持たずに旅に出た。かなり影響されちゃって、わたしも挑戦してみようかしら? と頭をかすめます。とはいえ、外国(しかも初英国)。それほどの勇気はない。でも、わたしのスマホは7年選手。チャージもすぐに減っちゃうし、これで写真撮ってたら電源が切れてしまう、と地図機能だけを使うことにしました。可能な限り、見るのも少なくして。残念ながら、わたしは昔ながらのカメラを持っていなかったのでデジカメを使用。これでもやってみて良かった。カメラではなく、じぶんの目で見ようと頑張ったのですが、スマホを持っているときよりも自分の目で見ることに成功しました。フィルム使用のカメラだったとしたら、ものすごく考えて撮らなきゃいけない。どうだったかしら?
... Diye Londra'ya geldim. Amacım: British Museum'da sergilenen Xanthos Nereidler Anıtını görmek. Ve de geçen haberlerde izlediğim Banksy'in heykelini bu gözle direkt görmek. Aslında Berlin'deki Pergamon Müzesi'ne de gitmek istiyordum ama maalesef uzun süredir kapalı. O yüzden Londra'yı seçtim.
...ということで、ロンドンにやってきました。目的は:大英博物館にあるクサントスのネレイド記念堂を見ること。それから最近ニュースで見たバンクシーの彫像をこの目で直接見ること。本当はベルリンにあるペルガモン博物館にも行きたかったのですが、残念なことに長期休館中。なのでロンドンを選びました。
Şimdi sonuncu günündeyim, 2 saat sonra havalimanına doğru yola çıkacağım. Bu vakti şu ana kadar olan izlenimi ve notlarını paylaşmak için kullanıyorum.
1. Hiç nakit (GBP) getirmedim ve şimdiye kadar hiç kullanmadım. Valla çok güzel, her şey kredi kartı ile halledilebiliyor. Trenler, otobüsler hepsi kredi kartı ile biniliyor. Marketlerde de kredi kartı ile alış veriş yapılıyor. Yeni bir trafik kartı almama gerek yok. Ne güzel. Türkiye'de turistik ülke diyorsa böyle yapılması lazım. Artık herkes ya kredi kartından ya da telefondan ödüyor.
2. Google Map sağolsun ama ulaşımlar da pek kolay. Her yere underground denilen metro, otobüs gidiyor. Yürümek de pek keyifli. Her yerde büyük küçük demeden parklar var. Sokaklarda da kocaman ağaçlar ile dolu. İnglitere'nin başkenti olmasına rağmen gökyüzü büyük, insanı sıkıştıracak bir havası yok. İstanbul, Tokyo böyle değil bence.
3. Her şey pahalı - aslında Japonya'da her şey ucuz. Bir şey yiyiyorum 20 GBP = 4000 yenden daha fazla. 1200 TL. Marketten bir sandviç alıyorum 5 GBP = 900 yenden fazla. 265 TL deyince pek pahalı gelmiyor çünkü Tükiye'de de o kadar. Yene çevirince hiç bir şey yapamayacağım için düşünmeyi bıraktım.
4. Londra'da park olsun, sokaktaki ağaçlar olsun, çınar, at kestanesi ve ıhlamur ile duluydu. Çiçek zamanında ıhlamur kokusu olacağını düşününce pek mutlu oldum.
5. Londra'da olduğum sürece bir kere olsun rahatsız olmadım. Gentlemanlikten mi bilemiyorum ama metroda yer vermeye çalışan çok, gelip geçerken pardon deyip gidiyorlardı. Arabalar da genel olarak başkasına yol veriyordu.
1. まったく現金(英国ポンド)を持たずにやってきましたが、これまで一切使いませんでした。最高! すべてクレジットカードでOK。電車もバスもぜんぶクレジットカード。マーケットでの買い物もクレジットカード。新たに交通カードを買ったりする必要なし。素晴らしい! トルコも観光国というなら、こうでなくちゃ。もはやみーんなクレジットカードか、スマホ決済。
2. Googleマップよ、ありがとう! だけど、移動もかなり簡単。どこへもアンダーグラウンドと呼ばれるメトロ、バスで行けちゃう。歩くのも気分よし。あちこちに大きいの、小さいの、いろいろ公園があるし、通りには大きな街路樹がたくさん。イギリスの首都であるにも関わらず空は広大で、息苦しさを感じさせない。思うに、イスタンブルや東京とはちょっと違う。
3. すべてが高い! というか、日本がなんでも安いんだけど。ちょっと食べると20GBP = 4000円超。1200TL。マーケットでサンドイッチを買えば5GBP = 900円超。265TLというとそんなに高く感じない。だってトルコでもそれぐらいする。円に換算するとなんにもできなくなるから考えるのやめました。
4. ロンドンでは公園でも街路樹でもプラタナス、トチノキ、そしてシナノキ(リンデン)がたくさん植っていました。花の季節にリンデンの香りが漂うことを考えただけでなんだか幸せな気分に。
5. ロンドンにいるあいだじゅう、一度たりとも不快な気持ちにはなりませんでした。紳士の国だからなのかよくわからないけれど、地下鉄では席を譲ろうという人も多く、すれ違う際にも「すみません」と言って過ぎていく。車も基本的に他の人たちにどうぞ、というスタンスでした。
Son zamanlarda ''note'' adlı Japonya medya platformunda şöyle bir şey okudum: Akllı telefon ve digital fotoğraf makinesini bırakıp seyahata çıktım. Oldukça etkilendim ve acaba ben de yapsam mı dedim. Ancak yurtdışındayım (üstüne ilk defa geliyorum), o kadar da cesaretim yok. Ama telefonum da 7 senelik, artık şarj hızlı bitiyor. Bunun ile foto çekersem şarj bitecek diye sadece harita olarak kullandım. Mümkün olduğu kadar az bakarak. Maalesef elimde normal fotoğraf makinesi olmadığı için digital kamera kullandım ama bu bile iyi oldu. Makine ile değil, kendi gözüm ile görmeye çalıştım. Telefon elindeykenden daha çok gözle görmeye başardım. Filmli kamera olsaydı, daha çok seçerek çekmem gerekirdi, nasıl olurdu acaba?
最近、note という日本のメディア・プラットフォームでこんな記事を読みました:スマホもデジカメも持たずに旅に出た。かなり影響されちゃって、わたしも挑戦してみようかしら? と頭をかすめます。とはいえ、外国(しかも初英国)。それほどの勇気はない。でも、わたしのスマホは7年選手。チャージもすぐに減っちゃうし、これで写真撮ってたら電源が切れてしまう、と地図機能だけを使うことにしました。可能な限り、見るのも少なくして。残念ながら、わたしは昔ながらのカメラを持っていなかったのでデジカメを使用。これでもやってみて良かった。カメラではなく、じぶんの目で見ようと頑張ったのですが、スマホを持っているときよりも自分の目で見ることに成功しました。フィルム使用のカメラだったとしたら、ものすごく考えて撮らなきゃいけない。どうだったかしら? Neyse, özgür kuş tekrar özgürce uçmaya başladı.
Türkçe yazmak için yine buralara bir şeyler yazarım. O güne kadar görüşmek üzere! Hoşça kalın.
とにかく、フリーバードは再び自由に飛び始めました。
トルコ語で書くために、またここに何かしら記録すると思います。その日までさようなら。ごきげんよう!
Ek notu: Londra'da yaşayan bir arkadaşım şöyle diyordu: ''Londra'da bir gün içinde 4 mevsim var.'' Nasıl bir şey hayal bile edememiştim o zamanlarda. Fakat bu sefer bizzat yaşadım bir gün içinde 4 mevsim. Sabah bulutlu, sonra fırtına gibi yağmur yağıyor ama kısa süre sonra güneş açıyor. Yaz gibi bir güneş. Sonra tekrar yağmur ve bulutlu. Akşama doğru tekrar güneş açıyor filan. Hava da bir soğuk bir sıcak. Soğukluğa uyarak kalın giyersem sonra terliyorum, hafif giyersem sonra üşüyorum. Kat kat giyinip sıcak olunca çıkarmak gerek, soğuk olunca üstüne bir şey giymek gerek. Bir günde 4 mevsim böyle bir şey.
追記事項:ロンドンに住む友人がこんなふうに言っていました。「ロンドンでは1日のうちに4つの季節がある。」その時はどういうことなのか、想像がつきませんでした。けれど、今回自分自身で経験することができました、1日で4つの季節を。朝、曇りだった天気がのちに大雨に、でも長く続かず、そのあと太陽が顔を出す。まるで夏のような太陽。その後再び雨が降って、曇り空に。夕方には再び太陽が顔を出す、、、といった具合。気温も寒くなったり、暑くなったり。寒さに合わせて厚く着込むとあとで汗をかくことになり、薄着するとあとで寒さに震える。重ね着をして暑くなったら脱ぐ、寒くなったり着込む。1日で4つの季節って、こういうことでした。



