2014-05-27

Türk Sinemasının 100. Yılında bir kutlama daha; Tebrikler! Nuri Bilge Ceylan / トルコ映画の100周年の年に、もうひとつの祝福:おめでとう、ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン

    24 Mayıs, Türkiye iki kez sarsıldı. O gün önce 6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Tüm Türkiye’yi çalkalayan diğer haber ise Fransa’dan geldi; Nuri Bilge Ceylan, ‘‘Kış Uykusu’’ filmi ile Altın Palmiye ödülünü kazandı.
 524日、トルコは二度揺れました。あの日、まずマグニチュード6.5の地震が起こりました。トルコ全土を揺らすもうひとつのニュースはフランスからやってきました:ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン、映画『ウィンター・スリープ(英題)』でパルムドールを受賞。

    Nuri Bilge Ceylan, bu isimi biliyor musunz? (Tabi ki buradaki Japonlara soruyorum. Sanırım Türkiye’de onu bilmeyen yoktur.) Eğer sinema ile ilgileniyorsanız daha önce adını duymuşsunuzdur, onun üçüncü filmi ‘‘Kasaba’’, Tokyo Uluslararası Film Festivali’nde Tokyo Silver ödülüne layık görülmüştü. (Aynı zamanda Berlin Uluslararası Film Festivali’nde de bir ödül kazanmıştı.) Ama tabi ki onun adı, en çok Cannes Film Festivali’nde duymuşsunuzdur; 2002 yılında ‘‘Uzak’’ filmi ile, 2011 yılında ise ‘’Bir Zamanlar Anadolu’da’’ filmi ile Büyük Jüri Ödülü’ne layık görüldü, 2008 yılında da ‘‘Üç Maymun’’ filmi ile En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görüldü.
 ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン、この人物をご存知ですか?(もちろんここにいる日本の方々に聞いています。おそらくトルコで彼を知らない人はいないでしょう。)もし、映画に興味があるのなら以前にこの名前を聞いたことがあるでしょう。彼の3作目『カサバ - 町』は東京国際映画祭で東京シルバー賞を受賞したのです(同時にベルリン国際映画祭でも受賞しています)。けれど、もちろん彼の名前は最もカンヌ映画祭で聞かれたはず。2002年に『冬の街』で、2011年には『昔々、アナトリアで』で審査員特別賞を受賞しましたし、2008年には『スリー・モンキーズ』で最優秀監督賞を受賞しましたから。

    Ben Osaka’da düzenlenen bir film festivalinde ‘‘İklimler’’ filmini izlemiştim, daha sonra yine film festivalinde ‘‘Uzak’’ filmini. O zamanlardan beri Nuri Bilge Ceylan’ı seviyordum. Özellikle fotoğraf gibi perdeye yansıtılan gökyüzün görüntülerini seviyordum. Evet o gökyüzü, ‘‘Üç Maymun’’ filminde de mevcuttu - 2009’da Ankara’da kaldığımda DVD olarak satın alıp izlemiştim. En son 2011’de ilk defa vizyonda ‘‘Bir Zamanlar Anadolu’da’’yı izledim ve çok ama çok beğendim. (O zamanda kadar izlediğim Nuri Bilge Ceylan filmlerinden en çok sevdiğim o oldu diyebilirim.)

 わたしは大阪で開催されたある映画祭で『うつろいの季節』を観、その後に再び映画祭で『冬の街』を観ました。あの頃以来、ヌール・ビルゲ・ジェイランがお気に入りです。特に写真のように銀幕に映し出される空の表情が好き。そう、あの空は『スリー・モンキーズ』にも登場しました ー 2009年にアンカラに滞在中、DVDを買って観たのでした。最後に、2011年に初めて映画館で『昔々、アナトリアで』を観て、とーっても気に入っちゃったのです(それまでに観たヌーリ・ビルゲ・ジェイラン映画のなかで一番好きな映画と言えます)。


    Ve bu sene tekrar onun filmini izleme heyecanını yaşayacağım! ‘‘Bir Zamanlar Anadolu’da’’dan sonra benim beklentim yüksek. Haydi bakalım, beyaz perdede görüşmek üzere, Sayın Nuri Bilge Ceylan. 
 そして今年、再び彼の映画を観ると言うドキドキを体験します。『昔々、アナトリアで』以降、わたしの期待はかなり大きいです。さてさて、銀幕で会いましょう、ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン殿。

Bu haberin çevirisidir;
このニュースの翻訳です:
ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン、パルムドールを受賞。SNSでは祝福の嵐!
著名な映画監督がパルムドールを受賞したことは、SNSでもトピックとなった。
2014年5月25日[日]12:09
 著名な映画監督ヌーリ・ビルゲ・ジェイランは、ハルク・ビルギネル、メリサ・ソゼン、デメット・アクダー、ネジャット・イシレルらが出演者として名を連ねる『ウィンター・スリープ ※ トルコ語題は〈Kış Uykusu〉』で第67回カンヌ映画祭にてパルムドールを受賞した。
 ユルマズ・ギュネイの受賞から32年の時を経て再びパルムドールを手にしたジェイランは、その賞をトルコでこの1年のうちに命を落とした若者たちと、ソマで亡くなった炭坑労働者に捧げた。
 ジェイランは、この受賞と、受賞スピーチにより、SNSにおいても大きな反響を巻き起こした。「おめでとう、ヌーリ・ビルゲ・ジェイラン」のハッシュタグは、すぐにTTリストに入った。

2014-04-30

Prenses Akiko’nun konuşması / 彬子女王殿下のスピーチ

Prenses Akiko'nun konuşmasını çevirmek bana düşmez ama Japon Büyükelçiliği'nin facebook sayfasında sadece Japonca bulunduğu için onun güzel sözleri ile dolu konuşmasını size Türkçe olarak paylaşmak istiyorum.
彬子女王殿下のスピーチを翻訳する立場ではないのですが、日本国大使館のFacebookのページには日本語しか載っていないので、殿下の素晴らしい言葉でいっぱいのスピーチをトルコでシェアしたいと思います。
https://www.facebook.com/japonyabuyukelciligi


‘’Japon Altes Prensi Tomohito Mikasa Anma Konseri’’nde Altes Prenses Akiko’nun konuşması
(27 Nisan 2014, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser salonu/ANKARA)

Her şeyden önce 6 Haziran 2012 tarihinde vefat eden babama Türkiye’den birçok başsağlığı aldığımız için tekrardan teşekkürlerimi sunmak isterim. Bugün babamın anısına böyle güzel konser düzenlediğiniz için de minnetarım. Bu konserden haberdar olduğumda babamın Türkiye’yi çok önemsemesine karşılık Türklerin de babama önem verdiklerini hissettim ve hakikaten duygulandım. Babam da cennette çok sevinmiştir diye düşünüyorum.

Babam Türkiye’yi çok önemsiyordu ama İngiltere, Norveç ve Avusturya gibi ülkeler ile kıyasılandığında Türkiye ile o kadar uzun ilişki bulunmamaktadır. Babam ilk defa 1990 yılında düzenlenen Türk - Japon ilişkilerinin 100. yıldönümü törenine katılmak üzere Türkiye’yi ziyaret etmişti. Türkiye ile olan ilişikisinin derinleşmesi ise 2001 yılında Antik Yakın Doğu’nun tarih araştırmacısı olan büyükbabamın isteğiyle Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün kurulması için vakıf oluşturulmasından sonra olmuştu. O günden beri sayısız kereler Türkiye’ye gelmiş, Kaman Kalehöyük’teki kazı çalışmasının önemini belirtmiş ve Türkiye - Japonya dostluğu için çalışmıştı.

Türkiye’yi ziyaret ettiği her sefer Japon ve Türk bayraklı tırnak boyası yapar ve bize hep gururla gösterirdi. Hem Japonya’da hem de Türkiye’de kıpkırmızı Türk bayrağı desenli tişört severek giyip gülümseyerek fotoğraf çektirirdi. 2020 Yaz Olimpiyatları adaylığı için Tokyo ve İstanbul’un başvuruları çakıştığında ‘’Ben hangisini destekleyeceğim’’ diye ciddi ciddi düşündü ve ‘’Japonların çoğu Tokyo’yu destekler, öyleyse burada İstanbul’u desteklemek bana düşer’’ dedi… bu tarz şayleri şu an bile dün gibi hatırlayabiliyorum. Babam için Türkiye’nin gerçekten özel bir ülke olduğunu hissediyorum. Bence ilişikinin derinliği, birlikte geçirilen süreye göre değil, birbirleri hakkında ne ölçüde düşündüğüne göre oluşuyordur.

Babamın tabutuna yazma kağıdı, dolmakalem gibi her zaman onun kullandığı eşyalardan koyduk, ayrıca onun sık sık giydiği Türk bayrağı desenli tişörtü de koyduk. Şimdi cennette onu giyiyor olabilir. Türkiye’deki insanların gönüllerinde o tişörtü giyen babamın güler yüzünün kalmasını diliyorum.

Babamın son Türkiye ziyareti, 2010 yılıydı. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Kaman Kalehöyük Arkeolojik Müzesi açılışına benimle beraber gelmişti. Açılışta babamın yazdığı metini okudum ve kurdelesini kestim. (* Prens Tomohito, 2008 yılında yapılan gırtlak kanseri ameliyatından sonra sesini kaybetti.) Bu Kaman Kalehöyük arkeoloji çalışmaları için uzun süredir çaba harcayan babamı yakından takip ettiğim için onun emeklerinin müze olacak şeklinde meyve vermesi sevindirci bir şeydi, o sevinci kelimelerle anlatamadım. (Fotoğraf: 2010 yılında Japonya'nın Kushimoto kasabasında düzenlenen Ertuğtul Firkateyni Anma Töreni'ne katılan Prens Tomohito)

Bu ziyaretten sonra babam bana bir zarf verdi, bu zarfta da şöyle yazıyordu: ‘’Deden temeli attı, baban vakıf kurup destekledi ve sen ise açılış konuşmasını yapıp kurdelesini kestin. Ailemizin üç nesli olarak bu uluslararası projeye katkı sağladık. Teşekkürler.’’ Mikasa ailenin bu üç neslinin bağı da Türkiye sayesinde daha da güçlendiğini hissediyorum. Şimdi Mikasa ailesini sıcak gönüllerle ağırlayan Türklere içimden teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Bugün sizinle birlikte iyi dilekler ile dolu konser dinlenmeyi canı gönülden istiyorum. Böyle güzel bir etkinlik düzenlediğiniz ve beni davet ettiğiniz için çok ama çok teşekkür ederim.


「寛仁親王殿下追悼コンサートにおける彬子女王殿下のおことば」
2014427  於:大統領府交響楽団コンサートホール(アンカラ))
 始めに、201266日の父の薨去にあたりまして、トルコ国内から多くのあたたかい御弔意を頂戴いたしましたことに厚く御礼申し上げます。また、本日はこのように盛大に父の追悼コンサートを催していただき、心より感謝いたします。このお話を最初に伺いましたとき、父がトルコを大切に思われていたのと同じように、トルコの皆様が父を大切に思ってくださっていたことを感じ、胸が熱くなりました。父もとても喜んでおられることと思います。
 トルコをこよなく大切に思われていた父ですが、かかわりの深かった英国、ノルウェー、オーストリアなどの国に比べると、それほど長いお付き合いがあったわけではありません。初めてトルコを訪れられたのは、1990年の日本・トルコ修好百周年式典の時ですが、かかわりが深くなってこられたのは、2001年に古代オリエント史の学者であられる祖父にお頼まれになり、中近東文化センターアナトリア考古学研究所建設募金委員会を設立されてからのことです。以来、何度となくトルコに足を運ばれ、カマン・カレホユックにおける発掘作業の重要性を訴えられるとともに、日土間の交流に尽力されました。
 毎回トルコを訪問される際は、日本とトルコの国旗を両手にマニキュアされ、得意げに「いいだろう」と見せてくださっていたこと、日本でもトルコでも真っ赤なトルコの国旗のTシャツを好んでお召しになり、にこにこと写真におさまっておられたこと、2020年のオリンピック開催地を巡って、東京とイスタンブールが戦うことになったときは、「俺はどちらを応援したらいいんだ」と真剣に考えておられ、「日本人のほとんどが東京を応援するだろうから、俺はトルコに義理立てをしてイスタンブールを応援する!」と仰っていたことなど、今でも鮮やかに思い出すことができ、父にとってトルコが特別な国であったことを改めて実感します。つながりの深さは、時間ではなく、双方の思いの力によって生まれるものなのかもしれません。
 お柩の中には、原稿用紙や万年筆など父が普段お使いになっておられたものを納めましたが、合わせてよくお召しになっていた赤いトルコの国旗のTシャツもお入れ致しました。今頃空の上でお召しになっているかもしれません。トルコの皆様の心に、国旗のTシャツの父の笑顔と思い出が末永く残ってくださることを願っております。
 父がトルコを最後に訪れられたのは2010年のことです。アナトリア考古学研究所カマン・カレホユック考古学博物館落成式の時で、私も同行させていただきました。私は父のご挨拶の代読とテープカットというお役目でお手伝いをさせて頂きましたが、長い時間と労力をかけて真摯に取り組んでこられた父の御様子を間近で拝見してきた私にとりまして、この10年間の父の御苦労が実を結んだ瞬間というのは、感無量のものがございました。
 トルコから帰国後、父が私にお小遣いをくださいました。その封筒には、「祖父が鍬入れ、父が資金集め&建設、娘が代読&テープカットという親子三代の国際貢献ができました。多謝。」と書いてありました。三笠宮家三代の結びつきが強まったのは、トルコという国のおかげのような気がしております。三笠宮家をあたたかく受け入れてくださいましたトルコの皆様に、この場を借りて深く感謝の意を表します。
 本日は、皆様のたくさんの思いが込められましたコンサートを、一観客として楽しみにしております。このようなあたたかい催しにお招きいただき、本当にありがとうございました。

2014-04-14

Japonya Anayasasının 9. maddesine Nobel Barış Ödülü (inşallah) / 憲法9条にノーベル平和賞を(願わくは)

   
11 Nisan 2014 günü, Japonya’dan bir müjde geldi.
    “Japonya Anayasasının 9. maddesi, Nobel Barış Ödülü’nün adayı olarak kabul edildi.’’ (Bu sene 278 aday varmış.)
    Bu habere ne kadar sevindiğimi kelimelerle anlatamam. Gerçekten mucize gibi haberdi benim için.
 22014411日、日本から素敵な知らせがありました。
 「日本国憲法第9条が、ノーベル平和賞の候補として受理された。」(今年は278のノミネートがあるそうです。)
 このニュースにどれほどわたしが喜んだか、言葉では言い表せません。本当に奇跡のようなニュースだったのです、わたしにとって。

    Son zamanlarda (diyorum ama aslında 21. yüzyıla girdikten sonra, daha direkt söylemek gerekirse Koizumi’nin başbakanlığı dönemine girildikten sonra) Japonya giderek sağ eğilim göstermeye başladı, şu an sağ görüşler oldukça güçlenmiş durumda ve bu konudan dolayı çok endişeleniyorum: Acaba Japonya, Çin-Japon Savaşı, Rus-Japon Savaşı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi yine savaşa doğru yönelir mi? Şuğdanteki-Cieyken’i (ingilizcesi “right of collective self - defense”, Türkçesi ise ‘’toplu bir şekilde kendini savunma” mı olur acaba?) biliyor musunuz? Yani mesela Japonya ve A.B.D. bu anlaşmayı kabul ederse, Japonya’nın saldırıya uğradığında A.B.D. müdahele edebilir ve A.B.D. hep Japonya ile bu anlaşmayı yapmak istiyor. (Neden böyle birşey istiyor? Orasını siz düşünün, Japonya  coğrafik olarak nereye yakın? Japonya hangi konuda A.B.D.’nin işine yarar?) İşte, bunu engelleyen son kale, Japonya Anayasasının 9. maddesidir fakat bu 9. maddeyi değiştirmeye kalkanların gücü, gittikçe artıyor şimdi. (Değiştirmeseler de Şuğdanteki-Cieyken anlaşması mümkün diye lafı çevirmeye çalışıyorlar.)
 近年(と言っていますが、実際には21世紀に入ってから、もっとハッキリと言う必要があるなら小泉首相の時代に入って以降)、日本は次第に右傾化の傾向を強め始めました。現在、右的な考え方はかなり強く、この件に関してわたしはかなり心配しています。日本は日清戦争、日露戦争、第一次および第二次世界大戦で起こったように、再び戦争に向かうのでしょうか? 集団的自衛権(英語では right of collective self-defense、トルコ語では toplu bir şekilde kendini savunma になるのかしら?)をご存知でしょうか? つまり、例えば日本とアメリカがこれに合意すれば日本が攻撃を受けた際にアメリカが介入することができるのです。そして、アメリカは常に日本とこの合意を求めてきました。(どうしてこんなものを求めるのか? それについては皆さんが考えてみてください。日本は地理的にどこに近いのか? 日本はどういう件でアメリカの役に立つのか?)分かるでしょう、これを阻止する最後の砦こそ日本国憲法第9条なのです。しかしながらこの9条を変えようとするものたちの力が次第に強くなってきているのです、いま(変えずとも集団的自衛権合意が可能だと詭弁を弄しています)。

    2006 yılında Japonya’da bir kitap yayınlandı: manzai komedyeni Hikaru Ota ve filozof Shinichi Nakazawa’nın düşünce alışverişinden doğan bu kitabın adı ‘’Japonya Anayasasının 9. maddesini Dünya Miras listesine koyalım’’ idi. Çok mu saçma bir fikir bu? Bence hiç de değil. Hatta ‘’Oo, eğer Dünya Mirası olursa kimse 9. maddeye dokunamaz, değiştiremez.’’ diye sevinmiştim de tabi ki bunun gerçekleşmesi hayaldi.
 2006年に、日本である本が出版されました。漫才師の太田光氏と、思想家の中沢新一氏の対談から生まれたこの本の名前は『憲法九条を世界遺産に』でした。ものすごく馬鹿げたアイデアでしょうか? わたしは、まったくそうは思いません。むしろ「あぁ、もし世界遺産になったら誰も九条を触れない、変えることができない」と嬉しくなったのでした。もちろん、これが実現するなんて夢のまた夢だったのですが。

    Japonya Anayasasının 9. maddesi, Dünya Mirası olmadı ama bu sene 10 Ekim’e kadar “Acaba Nobel Barış Ödülü alabilir mi” hayali ile yaşayacağım ve Japonya Anayasasının özelliğini tekrar düşüneyim diyorum.
    Anayasa, devletin gücünü kontrol edecek birşeydir, devletin kontrolden çıktığında o gücünü durduracak birşeydir. O kadar kolay kolay değiştirilemez ve değiştirtmemeliyiz.
 日本国憲法第9条は世界遺産にはなりませんでしたが、今年の10月10日まで「もしかしてノーベル平和賞とれるかしら?」なんて夢を見ながら過ごしつつ、日本国憲法の特徴をもう一度考えたいと思っています。
 憲法は、政府の権力を制御するものである。政府が暴走したときにその力を抑制するものである。それほど簡単に変えられない、わたしたちはそれを変えさせてはならないのです。

Not: Yalnız Nobel Barış Ödülü bireysel veya topluluğa verilecek ödüldür. O yüzden aslında “Japonya Anayasasının 9. maddesi” aday olamıyor “Bugüne kadar 9. maddeyi koruyan Japon halkı” aday olmuştur.
注釈:ちなみにノーベル平和賞は個人あるいは団体に贈られる賞です。従って、実際は「日本国憲法第9条」は候補にはなれず「これまで第9条を保持してきた日本国民」が候補になっています。

Article 9 nominated as candidate for Nobel Peace Prize: http://p.tl/8k9s
Campaign to award Nobel Peace Prize to Japanese for Article 9 gathers stream: http://p.tl/ezJW

* Bu yazı, arkadaşımın ''Toruko Nippon.com'' web sayfasına bir makale olarak yazsana fikriyle gerçekleşti. Umut, buradan seni selamlıyor ve kucaklıyorum.

2014-04-06

Virgülü nereye koyacağız? / コンマをどこに置く?

    Bugün Japon bir arkadaşım Facebook'ta Japoncanın cümle yapısını anlatan bir örneği paylaştı: ''Atama ga akai sakana wo tabeta neko.''
 きょう日本人の友だちがFacebookで日本語の文章構造を紹介する一例をシェアしました。「あたまが あかい さかなを たべた ネコ」。

    İlk bakışta garip bir şey yok bu cümlede ama aslında 5 farklı anlam çıkarabilirsiniz:
 一見したところこの文章に特におかしなところはありませんが、実は5つの異なった意味で読むことができます。

    ''Kırmızı başlı, balık yiyen kedi.'' - başı (tepesi) kırmızı olan kedi, balık yedi.
 「あたまがあかい、さかなをたべたネコ。」ー 頭頂の赤いネコが、魚を食べた。

    ''Başı kırmızı olan balığı yiyen kedi.''
 「あたまがあかいさかなを、たべたネコ。」

    ''Başının kırmızı balık yediği kedi.'' - Kedinin başı balık yedi anlamına gelir burada :)))
 「あたまが、あかいさかなをたべたネコ。」ー ここではネコの頭が、魚を食べたという意味になります :)))

    ''Başı, kırmızı balık yiyen kedi olan yaratık.''  *bu dördüncüsünü ben de pek anlamadım…
 「あたまが、あかいさかなをたべたネコ、である生き物。」この4つめについてはわたしもあんまり理解できませんでした。

    ''Kırmızı başlı, balık yiyen kedi olan yaratık.'' 
 「あたまがあかい、さかなをたべたネコ、である生き物。」

    Baş derken baş tepesi ve baş (boynundan üstte olan kısım) anlamına gelebilir. O yüzden birinci ve beşinci cümle aynı gibi gözükür ama birincisi baş tepesi kırmızı olan, beşinci ise tüm baş kırmızı olan kedi anlamına gelir.
 頭というとき、頭頂と頭(首から上の部分)の意味になり得ます。だから、2番目と5番目の文章は同じように見えますが、2番目は頭頂が赤い、5番目は頭全体が赤いネコという意味になります。

    Bir de dördüncü ve besincis ise normal kedi değil, başı kedi olan bir yaratık anlamına geliyor galiba.
 それから4番目と5番目はただのネコではなく、頭がネコである生き物という意味になってます、おそらく。

    Bunlara bakınca aklıma şu Türkçe cümle geldi: ''Oku da adam ol baban gibi eşek olma.'' İnsan, bir ''virgül'' ile adam da olur eşek de… :) Japoncada olsa Türkçede olsa noktaya benzeyen küçücük işaret ile anlam büyük ölçüde değişebiliyor. Bu bir anlamda korkunç değil mi?..
 これらを見ると、ふっと次のトルコ語の文章が浮かびました:「勉強して一人前になりなさいお父さんのようにお馬鹿さんになるんじゃないよ。(勉強して一人前になりなさい、お父さんのようにお馬鹿さんになるんじゃないよ。/勉強して一人前になりなさいお父さんのように、お馬鹿さんになるんじゃないよ。)」人は、〈コンマ〉ひとつで一人前にもなり、お馬鹿さんにもなりえる・・・。日本語であれ、トルコ語であれ、ピリオドに似たちっちゃな記号で、かなり意味が変わり得る。これってある意味怖くないですか?..

2014-04-02

2014 Türkiye yerel seçimlerinde ne düşündüm / 2014年トルコ統一地方選挙で考えたこと

    30 Mart'ta Türkiye'de yerel seçimler yapıldı. Türk vatandaşı olmadığım için oy verme hakkım yoktu, yine de 30 Mart akşamı başlayan seçim haberlerini yoğun bir şekilde takip ettim. 
    Şimdi (1 Nisan akşamı) henüz seçim sonuçlarının sayımı bitmediğinden ve ortam oldukça karıştığı için burada sonuçlar hakkında bir şey yazmayacağım ama şunu yazmadan edemiyorum; Enerji Bakanının yerel seçimlerde yaşanan elektrik kesintileriyle ilgili yaptığı açıklamada ''Trafoya kedi girdi'' demesi bir hayli gülünç geldi, hemen dünya haberlerine yayıldığına göre sanırım herkese komik gelmiştir.
 先日330日にトルコで統一地方選挙が行われました。わたしはトルコ国民ではないので投票する権利はありませんが、それでも3月30日の夕刻から始まった選挙速報はかなりしっかりと追跡しました。
現在(41日の夜)まだ選挙結果の集計が終わっていませんし、状況も相当混乱しているので、ここでは結果について何も書くつもりはありません。でもこれだけは書かずにはいられません:地方統一選挙で起こった停電に関するエネルギー省大臣の説明で「配電ユニットにネコが侵入した」と語ったことは、めちゃくちゃ可笑しかったです。すぐに世界のニュースになったことを見ればみんな可笑しかったってことでしょう。

     Neyse…
 それはともかく・・・。

    Türkiye'de politika herkesin ilgisini çeken bir konudur. Japonya'da hiç kimsenin umurunda bile değil maalesef. Bu, seçim katılım oranına bakarsak iyi anlaşılır.
 トルコにおいて政治は、皆が関心をもつ話題です。一方、日本においては誰も気にしていません、残念ながら。これは投票率を見てみるとよく分かります。

    2014 Türkiye yerel seçimlerinin katılım oranı, %90'ı aştı. Bu oranı Japonya'dakilere söylersek hayretler içerisinde kalırlar kesin. Japonya'da yerel seçimlerin katılım oranı ne zaman %90'ı geçti ben bile bilmiyorum. Araştırmalarıma göre 1947 yılında bile anca %77 oluyor. Daha sonra bir kere katılım oranı yükseliyor ama sonra gittikçe düşüyor ve 2011 yılında yapılan yerel seçimlerde ise %50.58 oluyor. Geçen 23 Mart 2014 tarihinde yapılan Osaka Belediye Başkanı Seçiminin katılım oranı ise şaşırmayın sadece %23.59 idi. Kimse ilgilenmiyor kim belediye başkanı olmak isterse olsun gibi…
 2014年トルコ統一地方選挙の投票率は90%を超えました。この数字を日本人に言ったら驚愕するに違いありません。日本で統一地方選挙の投票率が90%を超えたのはいつのことか、わたしも知りません。調べたところ1947年においてさえ、どうにか77%といったところ。その後は一度投票率が上がりますが、以降は次第に低下。2011年に行われた統一地方選挙では50.58%でした。先日2014年3月23日に行われた大阪市長選挙の投票率はというと、驚かないでください! わずか23.59%でした。誰も関心なし。誰が市長になりたかろうが、我関せずといったふうです。

     Seçimden önce Türkiye'de Twitter ve YouTube yasaklandı (..ve hala yasak) ve ben buna bayağı sinirlendim (hala daha çok sinirliyim) ama bir açıdan bakarsam bu Türkiye'nin durumuna özeniyorum diyebilirim. Tabi özgürlüğümüzü kısıtlamak konusunda değil, herkesin politika ile ilgilenmesi bana o kadar güzel geliyor ki. 
 選挙前、トルコではTwitterとYouTubeが規制され(そして現在も継続中)、かなり頭に来ました(まだかなり怒ってます)。けれど、見方によってはこのトルコの状況を羨ましい、とも言えます。もちろん自由を制限されるという点ではありません。皆が政治に関心を持っていること、これが素晴らしいと思うのです。

     Dünden beri Ankara'da sayılmamış oyları saymak için, yanlış yazılmış sayıları düzeltmek için toplanıp gece gündüz demeden çalışan gönüllülere, SNS üzerinde bilgiler paylaşarak destek verenlere baktıkça Türkiye'nin durumu Japonya kadar kötü değil diye düşünüyorum. Diren Türkiye!
 昨日からアンカラでは集計されなかった票を集計するために、誤記入された数字を訂正するために昼夜を問わず働くボランティアたちがいます。ソーシャルネットワークを通じて情報を共有しながらサポートする人たちがいます。彼らを見ているとトルコの状況は日本ほど悪くないと思うのです。闘え、トルコ!

2014-03-21

Bir İlkbahar Sabahı / ある春の朝 ♪

    Bugün 21 Mart, Ekinoks ve içim kıpır kıpır. Artık kış bitti, bundan sonra günler gecelerden daha uzun olacak, ondan mı acaba? Evet, bu da bir sebep olabilir ama sanırım 21 Mart, Japonya'da resmi tatil olduğu için.
 きょう3月21日は分点、わたしも気分はワクワクです。もう冬は終わり。これからは日の長さが夜よりも長くなります。だからかしら? そう、それも理由には違いありませんが、思うに3月21日は日本で国民の祝日だから。


    Japonya'da tatiller azdır denir. Bu bakış açısı doğru mu acaba
    Japonya'da en uzun tatil yılbaşı tatilidir: takvime göre değişir ama genel olarak 28 Aralık - 3 Ocak arası olur. (mesela geçen yılbaşı tatili ise 28 Aralık Cumartesi gününden 5 Ocak Pazar gününe kadar 9 gün oldu) Ayrıca Nisan sonundan Mayıs başına ''Altın Hafta'' denilen tatillerle dolu bir hafta mevcut: 29 Nisan, Şoğva Günü (eski İmparatorun doğum günü), 1 Mayıs, İşçi Bayramı (aslında tatil günü değil ama çalışanlar toplantılara katılır ve yürüyüşler yaparlar), 3 Mayıs Anayasa Günü, 4 Mayıs Yeşil Günü, 5 Mayıs Çocuk Bayramı. Bunlar aralıksız uzun tatil olmadığı için kimisi tam olarak takvime göre çalışır, diğerleri ise ''Bir gün işe gelip bir gün tatil yapacaksam doğru düzgün çalışamam'' deyip 29 Nisan'dan 5 Mayıs'a kadar izin alır. (Yani arasında bulunan iş günü için izin alır)
 日本で休暇は少ないと言われます。この見方は正しいのでしょうか?
 日本で最も長いのは年末年始休暇です。暦によって変わりますが、通常は12月28日~1月3日のあいだ。(たとえば、先の年末年始休暇は12月28日土曜日から1月5日日曜日まで9日間ありました)加えて4月の末から5月のはじめにかけて〈ゴールデンウィーク〉と言われる休暇にあふれた週があります。4月29日は昭和の日(かつての天皇誕生日)、5月1日はメーデー(実際に休日ではありませんが、働く人たちは集会に参加したり、デモ行進したりします)、53日は憲法記念日、5月4日はみどりの日、そして5月5日はこどもの日。これらは連続した休日ではないため暦にそって働く人もいますし、「1日会社に行って、1日休んでじゃあまともに働けない」と言って4月29日~5月5日まで休暇にする人もいます(つまり間の平日に休暇を取るってこと)。

    Bunların dışında
- Ocak'ın ikinci Pazartesisi, Yetişkinliğe Geçiş Günü (20 yaşına basanların artık yetişkin olarak kabul edilmesi kutlanır), 
- 11 Şubat, Ulusal Kuruluş Günü, 
- 21 Mart civarında (seneye göre değişebilir), Bahar Ekinoks Günü, 
- Temmuz'un üçüncü Pazartesisi, Deniz Günü, 
- Eylül'ün üçüncü Pazartesisi, Yaşlılara Saygı Günü, 
- 23 Eylül civarında, Sonbahar Ekinoks Günü, 
- Ekim'in ikinci Pazartesisi, Spor Günü,
- 3 Kasım, Kültür Günü,
- 23 Kasım, Çalışmalara Teşekkür Günü,
- 23 Aralık, İmparatorun Doğum Günü,
    Bir de Ağustos'un ortasında Bon Festivali var, normalde 13 - 15 Ağustos'ta tatil oluyor. (tatil olmasa bile  izin almak kolay)
    Üstelik yılda 10-20 gün, ücretli yıllık izni de mevcut tabi.
このほかにも
- 1月の第二月曜日 成人の日(二十歳になった者が大人と認められたことを祝う)
- 2月11日 建国記念日
- 3月21日頃(年によって変わる)春分の日
- 7月の第三月曜日 海の日
- 9月の第三月曜日 敬老の日
- 9月23日頃 秋分の日
- 10月の第二月曜日 体育の日
- 11月3日 文化の日
- 11月23日 勤労感謝の日
- 12月23日 天皇誕生日
 さらに、8月中旬にはお盆があり、通常8月13日~15日は休日になります。(休日でなくても休暇を取るのは簡単です)
 おまけに年に10~20日は有給休暇だってもちろんあります。

    Ne dersiniz? Japonya'da tatiller az mı? Japonlar çok mu çalışıyor?
    (Asıl sorun yılda kaç günün tatil olduğu değil, bu tatil günlerinde tatil yapmamak ve hatta yapapamaktır.)
 いかがですか? 日本で休暇は少ないでしょうか? 日本人はものすごく働いているのでしょうか?
 (本当の問題は、年に何日休日があるかではなく、この休日に休まない、それ以上に休めないことなのです。)
 
    Yine de Japonya'da bugün tatil, hem de Cumartesi ve Pazar günü ile birleşince üç gün tatil oluyor, haydi kutlayalım Bahar Ekinoks Gününü!

 とはいえ、日本ではきょうお休み。しかも土曜日と日曜日に繋がって3日間の休みになります。さぁお祝いしましょう、春分の日を!!!

2014-03-17

Türkiye ve Japonya'nın batıl inançlarının benzerliği / トルコと日本の迷信の相似性

    Tak tak tak.. ''Allah korusun'', ''Maşallah maşallah..'' tak tak tak, ''Nazar değmesin'' tak tak tak… Hep böyle cümlelerle beraber bu ''tak tak tak'' sesini duyduğum için nedense ''tahtaya vurmak'', İslamiyet'e ait bir inanç olarak aklımda kaldı ve jeton geç düştü, geçen eşim şöyle söyleyene kadar: ''Aslında tahtaya vurma hareketinin İslamiyet ile hiç alakası yok.'' Evet ya, bu tahtaya vurma hareketi, sadece Türkiye'de değil, hem Avrupa'da hem de Amerika'da mevcut. Ama Japonya'da yok. (Acaba Çin veya Kore gibi Asya ülkelerde var mı bu inanç? İnternette araştırdığımda bulamadım… Herhalde oralarda da yoktur.)
 コン コン コン「神のご加護を」、「マシャッラー、マシャッラー」コン コン コン、「悪いことが起こりませんように」コン コン コン……いつも、こうした言葉といっしょにこのコン コン コンの音を聞いていたために、なんでか“木を叩くこと”をイスラームに独特の信仰として認識していてピーンッ!と来ませんでした、このあいだ伴侶がこう言うまでは。「実際のところ、木を叩くという行為は、イスラームとまったく関係がないんだよね。」 そうでした! この木を叩く行為は、トルコだけでなくヨーロッパやアメリカでも見られます。けれど、日本にはありません。(中国や監督といったアジア諸国にはこの迷信、あるのかしら? インターネットで調べたけど見つかりませんでした。おそらくないのでしょう。)

    Enterasan Bilgiler (http://p.tl/w4qg) adlı bir sayfaya göre bu batıl inanç dünyanın apayrı iki yerinde birbirinden bağımsız olarak gelişmiş: bir Kuzey Amerika'da, diğeri ise Ege'de Helen uygarlığında.
 興味深い知識というページによると、この迷信は完全に切り離されたふたつの場所で、まったく相互関係なく生まれたようです。ひとつは北アメリカで、もうひとつはエーゲ海地方のヘレニズム文明で。

    Ankara TÖMER'in ders kitabında da ''Dolaylı Aktarma'' konusunu anlatırken böyle batıl inançlar hakkında bir metin bulunmakta. Mesela ''Bir evin yakınında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir acı yaşanır'' ''Tencerede su boşu boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır'' ''Elden ele makas alınırsa kavga çıkar. Makas bir zemine bırakılarak el değiştirmelidir'' gibi… ve Hem Türkiye'de hem de Japonya'da bulunan batıl inanç da var: ''Gece tırnak kesmeme''. Ekşi Sözlük'e bakarsak bu inanç hakkında şöyle yazıyor: etrafa tırnağın fırlayıp kaybolma endişesi ile ortaya çıkmış, Arap kültüründen gelen uygulama, gece tırnağını kesersen ömründen kesilir şeklinde bir inanç oluşmuş falan… Japonya'da ise gece tırnak keserse ebeveyninin ölüm döşeğinde yanlarında olamayacaksın denir.
 アンカラ・トメルの教科書でも、間接話法について説明するところで、こうした迷信についてのテキストがあります。たとえば「ある家の近くでフクロウが鳴くと、その家で誰かが亡くなる、あるいは悲しいことが起こる」「鍋で意味もなく湯を沸かすと敵が増える」「ハサミを手渡しするとケンカが起こる。ハサミは置き渡ししなければならない」など。またトルコででも、日本ででも使われている迷信があります:「夜、爪を切らない」。エクシ・ソズリュックをみるとこの迷信についてこう書いてあります:周りに切った爪が飛んで見つからなくなるという心配から生まれた、アラブ文化の影響によるもの、夜爪を切ると寿命も短くなるという信仰が生まれた……など。日本では夜爪を切ると親の死に目に会えないと言われます。

    Gece tırnak, Japoncada ''Yozume'' denir. Bu kelime başka bir ''Yozume - Kısa ömür anlamında'' ile aynı ses olduğundan nefret edilmiş. Aynı zamanda ''Yozume'' diğer söyleyiş ile ''Tsuya'' anlamında. Bu da ''cenaze töreni öncesi, aile üyelerinin bütün gece uyumadan rahmetlinin yanında kaldığı ve dua ettiği'' ayin olduğundan yine uzak durulması tercih edilmiş.
 夜爪は、日本語で「よづめ」。この言葉は「世詰め(人生を詰める=短くする意)」と同じ音であるため忌み嫌われてきました。また「夜詰め」、別の言い方では“通夜”という意味。これも「葬式の前、家族親戚がひと晩中寝ずに亡くなった者のそばに付き添い、冥福を祈る」儀式であるため、やはり疎んじられたようです。

    Bu batıl inanç neden doğdu? Sebepler sanırım aynı: Elektrik yokken, mum veya gaz lambasının ışığı karanlığı yeterince aydınlatmıyordu ve tırnak makası da günümüzdekiler gibi emniyetli değildi. Bir de keserken fırlayan tırnağı bulmak kolay değil ve onu basma tehlikesi de vardı. O yüzden gece, yani karanlıkta tırnak kesilmemeliydi.
    Bu arada Japonca bir kaynağa göre bu batıl inancın Konfüçyüsçülükten geldiği de söyleniyormuş.
 この迷信はどうやって生まれたのでしょう? 理由はおそらく同じ:電気がないとき、ろうそくやガス灯の明かりは暗闇を充分には照らしません。また爪切りも今日のように安全ではなかった。さらには切った時に飛び散る爪を見つけるのは簡単ではないし、それを踏むという危険もあった。だからこそ夜、暗闇で爪は切ってはならなかったのです。
 ところで、日本語のある資料によると、この迷信は儒教から来ているとも言われているようです。

2014-03-08

Gerçek kurgudan daha acayiptir / 事実は小説よりも奇なり

    Son zamanlarda Japon gıda sektörü, Endonezya'ya odaklanıyor. Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip olan Endonezya'nın piyasasına ''Helal'' gıdalarla ve onun onaylama sistemiyle girmeye çalışıyor…
 近年、日本の食品業界は、インドネシアに注目している。世界最大のイスラム人口を持つインドネシアのマーケットに、ヘラル/ハラール食品とその認証システムで入り込もうとしている。

    Japonca bir sitede böyle makale okudum. Ama asıl ilgilendiğim konu bu değildi, böyle eğilim olduğunu biliyordum çünkü. İlgimi çeken makalenin sonunda bulunan cümle oldu;
''Kahve, aslında Sufiler tarafından ilaç niyetine içilen gizemli bir şeydi ama gittikçe içki yerine içilen, Müslümanın sevdiği içecek haline geldi. İçki, İslam'da haramdır ve Müslümanlar içki yerine içebilecek birşey arıyordu. (…) Bu yüzden Avrupa'da Yakın Çağ öncesi kahve ''Müslümanların enerji içeceği'' olarak kabul edildi ve dindar Hristiyanlar bu yüzden kahveden uzak duruyordu. Fakat 17. yüzyılın başında kahve seven biri papa oldu. Hem ''Kahve, Hristiyan olmayanların içeceğidir'' diye uyarıldığında bu Papa ''Öyleyse kahveyi Hristiyan yaparız'' deyip kehveyi vaftiz etti. Bu olaydan sonra bütün Avrupa'da kahve sevgisi patladı, inanılmaz derecede kahve talebi oluştu ve o zamanlardaki Avrupa ülkelerinin sömürgelerine de büyük etki yarattı. Yani sömürgelerde kahve plantasyonu oluşturuldu ve kahve çekirdeği ise büyük zenginlik yaratan ticari ürün haline geldi.''
 こんな記事を日本語のサイトで読みました。けれど、わたしが興味をもったのはこの話ではありません。こうした傾向があることを知っていましたから。関心を引いたのは記事の最後にあったセンテンス。
「コーヒーは、もともとイスラム神秘主義者のあいだで飲まれる秘薬のようなものでした。ところが次第に酒の代わりに飲まれる、イスラム教徒に好まれる飲み物になります。酒はイスラム教においてハラム(禁忌品)。そこでイスラム教徒たちは酒の代わりに飲めるものを求めていました。(中略)このためヨーロッパでは近世以前、コーヒーは「イスラム教徒の活力飲料」と考えられ、敬虔なキリスト教徒たちから避けられていました。ところが、17世紀初頭にコーヒー好きの人がローマ教皇になります。しかも「コーヒーは、キリスト教徒ではないもの = 異教徒の飲み物である」と警告されると、この教皇は「ならばコーヒーをクリスチャンにしよう」と言って、コーヒーに洗礼を与えます。この出来事から後、ヨーロッパ全土でコーヒー・ブームが起こり、信じられないほどの需要を巻き起こしました。そして当時のヨーロッパ諸国の植民地にも大きな影響を及ぼしたのです。つまり、植民地でコーヒー・プランテーションが興り、コーヒー豆が巨万の富をもたらす交易品となりました。」

    Bu hikaye gerçek mi değil mi bilmiyorum ama gerçek ise eğer ''Gerçek kurgudan daha acayiptir'' hakikaten!
 この話が本当なのかどうか知りませんが、本当だとしたら『真実は小説よりも奇なり』です、本当に!!


2014-02-04

Muhteşem Fuji / 極上のフジ

    ''Fuji'' dendiğinde aklınıza ilk gelen ne olur acaba? Japonlara sorsak muhtemelen yüksek oranda Fuji Dağı akıllarına gelirdir. Ama bugün benim bahsetmek istediğim Fuji, elma.
 「フジ」というと、皆さんの頭にまず浮かぶのはなんでしょう? 日本人に訊いたらおそらく高い確率で富士山が頭に浮かぶでしょう。でも、きょうわたしが書きたいフジは、リンゴです。

    Bir arkadaşıma göre Fuji elması 7-8 yıl önce pazarlarda görülmeye başlamış (arkadaşım o zamanlar Eskişehir'deydi) ama ben Türkiye'de bu kış ilk defa gördüm. Bulduğumda gözlerime inanamadım, ''Bu Fuji, o Fuji mi acaba?'' diye. Birkaç tane alıp eve dönünce bir tane kestim, yedim; Eveeeeeeet!! Bu Fuji, benim en çok sevdiğim Fuji elmasıydı.
 ある友だちによると、フジリンゴは7~8年前から市場などに登場し始めたのだとか(友だちはその頃エスキシェヒルに住んでいました)。でも、わたしはトルコでこの冬初めて目にしました。見つけた時は信じられない気持ちでした、「このフジは、あのフジなのか!?''と。いくつか買って家に帰るとすぐにひとつ剥いて食べました。そうだーっ!!! このフジは、わたしが一番好きなフジリンゴだったのです。

    Fuji elması, Japonya'nın Aomori Eyaleti'nin Fujisaki kasabasında bulunan Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'nde 1930'ların sonunda ''Red Delicious'' ve ''Virginia Ralls Genet (''Rall's Janett'' olarak da bilinir)'' adlı iki Amerikan elma çeşidinden geliştirilmiş ancak 1962 yılında pazarlanmaya başlanmış bir elma çeşidi. Milliyetçi gibi olmak istemem ama bu sert, sulu ve tatlı muhteşem Fuji'yi bulduğumde nasıl mutlu oldum anlatamam…
 フジリンゴは、日本の青森県藤崎町にある果樹研究所において1930年の後半にレッドデリシャスと国光という二種のアメリカのリンゴを交配して生まれたものですが、1962年にやっと市場に出始めたリンゴです。ナショナリストみたいになりたくはありませんが、この固くて瑞々しく、甘い、極上のフジを見つけて、どんなに幸せな気持ちになったことか言い表せません。

    Bu arada ben de yeni öğrendim ama bu Japon elması ''Fuji''nin adı, Fuji Dağı'ndan değil, doğum yeri ''Fujisaki'' kasabasından alınmış.

 ところで、わたしも新たに知ったのですがこの日本のリンゴ・フジの名前は、富士山からではなく、生まれた場所・藤崎町から取られたそうです。

2014-01-27

Tevriye / 掛詞(かけことば)

    ''Tevriye''; iki üç gün önce hayatımda ilk defa bu kelimeyi işittim. Hemen Türkçe okuyan Japonların arasında çok bilinen Takeuchi hocanın sözlüğüne baktım, öyle kelime yok. TDK Büyük Sözlüğü'ne de baktım yok! Ama Nişanyan sağolsun, ''Tevriye''nin ne olduğnu anladım: Arapçada ''tawriya'', amacını veya anlamını saklama, kapalı sözle ima etme demekmiş. Vikipedi'ye göre ise ''Edebi sanatlardan biri. Sesteş bir kelimenin bir dizede, beyitte, dörtlükte iki gerçek anlama gelecek biçimde kullanılmak ve bir sözcüğün yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetmek''miş. 
 〈Tevriye/テヴリィイェ〉、2-3日前に人生で初めてこの言葉を耳にしました。すぐにトルコ語を学ぶ日本人の間でよく知られている竹内先生の辞書を見ましたがそんな単語はありません。トルコ言語協会(Türk Dil Kurumu)の大辞書を見てもありません! けれどニシャンヤン(トルコ語語源辞書の作成者)のおかげで〈Tevriye〉が何なのか分かりました。アラビア語で〈tawriya〉=目的や意味を隠すこと、意味深な言葉でほのめかすこと、だとか。一方、Wikipediaによると「文学表現法のひとつ。同音異義語が詩の一行で、意味的に関連する二行で、または四行連のなかで二つの意味を持つカタチで使われること、言葉の近い意味合いを述べつつ遠い意味に触れること」だそう。

    Neden ''Tevriye'' kelimesiyle karşılaştım, önce bunu anlatayım. Geçen yeni doğrayıcı aldım, hemen kullanayım diye felafel yaptım bol sarımsaklı. Bunu yiyen eşim ''Sarımsak da acıdır ama her eve lazım bir dişi'' ne demek, anlar mısın? dedi. ''Dişi'' herhalde sarımsağın dişi demektir ama her eve lazım diyorsa direk anlamına mı geliyor dedim (Evin direği denir ya!). Olmadı. Eşim de bunu ödev yaptı bana. (Hemen jeton düşmedi.)
 どうして〈Tevriye〉という言葉に出会ったのか、まずはそれを説明しましょう。先日、新しいフードカッターを買い、すぐに使おうとフェラフェルを作りました、たくさんのニンニク入りの。これを食べた主人が「ニンニクは辛いけれど、すべての家庭に必要である(ニンニクの)一片は」がどういうことか分かるか?と聞きました。〈Dişi〉はおそらくニンニクの一片ってことだけど、すべての家庭に必要ってことは、柱って意味かな?と答えました(大黒柱って言うじゃないですか!)。違いました。主人は、これをわたしの宿題にしました(すぐにはピーンッとこなかったのです)。

    Google'da araştırınca hemen çıktı, anladım: Sarımsağın dişi ve kadın ile eş anlamlı ''dişi'' kelimesi. Yani Sarımsaktan bahsediliyor gibi ama aslında kadından da bahsediliyor bu cümlede. Türkiye'de bu cümle edebiyat derslerinde tevriyenin örneklerinden biri olarak kullanılıyormuş. 
 グーグルで調べるとすぐに分かりました。ニンニクの一片とKadın(女性)の同義語dişi(女性、動物の雌の意味にも)。つまり、ニンニクについて述べているようですが、実は女性について述べられてもいるのです、この文章では。(※ 多少辛いけれども、すべての家庭にニンニクが必要なように、すべての家庭には女性が必要である、という意味)トルコで、この文章は文学の授業において tevriyeの見本のひとつとして使われているようです。

    Bunun aynısı Japoncada var mı yok mu.., sanırım en yakın ''Kakekotoba''dır. ''Kakekotoba'', en çok Waka'da (Japon Kısa Şiir - 5. 7. 5. 7. 7 heceli) kullanılmış.
Örneğin:
HANA no iro va / çiçeğin rengi
uturinikerina / solmuş
itazurani / boşu boşuna 
vagami yoni FURU / benim için de zaman geçmiş
NAGAME seşima ni / yağmuru izleyerek dalıp dururken
Burada ''FURU'', hem ''dökülmek'' hem de ''zamanın geçmesi (heru)'' anlamındadır. ''NAGAME'' ise hem ''uzun süren yağmur (nagaame)'' hem de ''izlemek'' anlamına geliyor. Ayrıca HANA, kiraz çiçeğidir ve kadının güzelliğini ima ediyor. Yani ''Baharda uzun süren yağmuru izlerken çiçekler solup dökülmüş, boş hayallerin peşinde koşarken güzelliğim de solup gitmiş.''
 これと同じもの、日本語にもあるかしら..? おそらく最も近いのは〈掛詞〉でしょう。〈掛詞〉は、最も和歌(日本の短い詩、五・七・五・七・七の音節で詠われる)で使われます。例えば、
花の色は / 花の色は
うつりにけりな / 褪せてしまった
いたづらに / 無益に
わが身世にふる / わたしにとっても時間は流れた
ながめせしまに / 雨を眺め物思いにふける間に
この詩で「ふる」は、「降る(花が散る)」と「経る(時間が過ぎる)」の意味。「ながめ」は、「長く続く雨(ながあめ)」と「ながめる」の意味です。また「花」は桜の花で、女性の美しさを暗示しています。つまり「春に長く続く雨を眺めているとき、桜の花は色あせ散ってしまった。むなしく物思いに耽っているあいだにわたしの美貌も衰えてしまった。」ということ。

    Nasıldı? Waka'da bulunan ''Kakekotoba'' ve tevriye sanatı, birbirine bayağı benziyor değil mi?
 いかがでしたか? 和歌に見られる〈掛詞〉と tevriyeの表現、お互いにとても似ているでしょう!?

    Not: burada ''Sarımsak da acıdır ama her eve lazım bir dişi'' diye yazdım ama ''Sarımsak da acı amma evde lazım bir dişi'' ''Sarımsak da acıdır ama herkese lazım bir dişi'' de deniyor.
 注釈:ここでは「ニンニクは辛いけれど、すべての家庭に必要である(ニンニクの)一片は」と書きましたが、「ニンニクは辛いけど、家庭には必要な一片である」「ニンニクは辛いけど、すべての人に必要な一片である」とも言われます。

2014-01-20

Japon Şiiri, Haiku… / 日本の詩・俳句

    Daha önce bu blogda ''Haiku''dan bahsetmiştim.  (http://freebirdinturkey.blogspot.com/2009/04/haiku.html) Ankara Üniversitesi'ne bağlı olan dil okulu, TÖMER'in Türkçe kitabı ''Yeni Hitit 3''te hem Haiku, hem de Japonya'daki Haiku yarışmasında bir Türkün ödüle layık görülmesi anlatılıyordu. Ödül kazanan Haiku ise şöyle:
Ne kadar yakın ölüme
Unutulmaz çocukluğumun 
Ağır çiçekli ihlamur ağacı
 以前にこのブログで〈俳句〉について書きました。アンカラ大学附属の語学学校TÖMER/トメルのトルコ語のテキスト“Yeni Hitit 3/イェニ・ヒティット3”で、俳句について、また日本で開催された俳句コンテストにおいてトルコ人が入賞したことが説明されています。入賞した俳句は……、
死に近づきて なお思い出す 幼き日の花咲くシナノキ

    Türkiye'de de 2010 yılında ''Boğaziçi Kitap Fuarı Haiku yarşıması'' düzenlenmişti - hala devam ediyor mu acaba..? Bu yarışmada ödül kazanan Haiku'lardan bir tanesi ise;
Dolana dolana
Sırma örüyor ay
Kış denizine
    Aynı zamanda Başo'nun haikuları çevirilmiş ''Kelebek Düşleri'' başlıklı kitap, Türkiye'deki çocukların yazdığı Haiku'yu toplayıp tanıtan ''Haiku'' kitabı da mevcut. Demek ki, çok olmasa da Haiku meraklısı var demek Türkiye'de, değil mi?
 トルコででも2010年にボアジチ・ブック・フェア俳句コンテストが開催されましたー現在も続いているのかしら? このコンテストで入賞した俳句のひとつは、
うねりくねり 銀糸を編む月 冬の海に
 また、芭蕉の俳句を翻訳した『蝶の夢』という本、トルコの子どもたちが綴った俳句を集めて紹介する『俳句』という本もあります。つまり、たくさんとは言えないまでもトルコにも俳句愛好家がいるということ。……ではありませんか?

    Dün 13. Dünya Çocukları Uluslararası Haiku Yarışması'na Türkiye'nin de katılması için İzmir'deki bir Kipa Aile Kulübü'nde küçük bir Haiku Atölyesi düzenlendi ve buna katılan çocuklar, resim çizip Haiku yazarak yarışmaya katıldılar.
    ''Ben İzmir'de değilim, katılamam.'' demeyin, bu yarışmaya herkes katılabilir, Sadece A4 kağıda resim çizip Haiku yazmanız yeterli. Türk çocuklarının yazdığı Haiku'ları, bir gün kitap halinde görebiliriz inşallah - Türkiye'deki ön elemeden geçip Japonya'ya gönderilen Haiku (ve resim), kitap olarak yayınlanacakmış!
 昨日、第13回世界のこども国際俳句コンテストにトルコからも参加するため、イズミルにあるキパ・ファミリークラブにおいて小規模ながら俳句のワークショップが開かれ、参加者の子どもたちが絵を描き、俳句を綴ってコンテストに応募しました。
 「わたしはイズミルに住んでないから、参加できないわ」なんて言わないでください。このコンテストにはみんなが参加できるのです、A4サイズの紙に絵と俳句を書けばOK。トルコの子どもたちが書いた俳句を、いつか本のカタチで見ることができるかもしれませんートルコでの選考を通過し、日本に送られた俳句(と絵)は、本として発行されます!

2014-01-15

Er kişi… / 徳行の人

    Binlerce kez duymuş olduğum halde hiç kafama takmadığım, ama aniden ''bunun anlamı ne?'' diye düşünmeye başladığım kelimeler var: Mesela ''Türker''.
 何千回も聞いているはずなのにまったく気にせず、けれども突然「これの意味って何だっけ?」と考え始める言葉があります。たとえば〈Türker/トゥルケル〉。

    Bir arkadaşımın adı da ''Türker'' ama hiç anlamını düşünmedim geçen İZBAN trenine binip Alsancak'a giderken ''Türkerler'' diye yazan konteynır gözüme ilişinceye kadar. Bir kez kafama takınca araştırmadan edemedim, iyi ki yanımda eşim vardı ve hemen sordum.
 ある友だちの名前も〈Türker〉ですが、まったく意味について考えませんでした、このあいだイズバンの電車に乗ってアルサンジャックに行くとき〈Türkerler/トゥルケルレル〉と書かれたコンテナを目にするまでは。一度気になると調べずにはいられず、運良く主人と一緒だったのですぐに質問しました。
    Eşim, Er kelimesinin asker anlamına geldiğini anlattı, ''Türker / Türk asker'' ''Erol / Asker ol'' ''Soner / Son asker'' ''Erdinç / Dinç asker'' ''Er doğan / Asker olarak doğan'' vb… Sonra ''Er kişi'' deyişi de olduğunu, ''Er kişi'' ise ''doğru kişi'' anlamına geldiğini söyledi ama tam anlatamadığını düşünüp daha uygun açıklamayı düşünürken karşımızda oturan bir genç, ''Abi, siz tam er kişisiniz.'' dedi. ''Ne demek yani?'' diye sorunca ''Akıl eren kişi'' diye cevapladı. Bu oldukça fazla iltifat oldu ama neyse ''Er'' kelimesi bir hayli ilgimi çekti.
 主人は、Er という単語には asker/兵士の意味があると説明しました。〈Türkerはトルコ人の兵士〉〈Erolは兵士になれ〉〈Sonerは最後の兵士〉〈Erdinçは活力ある兵士〉〈Erdoğanは兵士として生まれし者〉など…。その後、〈Er kişi〉という言い方があること、その意味は〈正しき者〉だと話しましたが正確に説明できなかったと思ってより適当な言葉を考えていると、向かいに座っている若者が「あなたが、まさしく er kişi ですよ」と(主人に向かって)言いました。「それってどういう意味?」と聞くと、「経験豊富で賢い人(徳のある人)」だと答えました。これって、かなり行き過ぎの褒め言葉ですが、とにかく〈Er〉という単語がとても興味をかき立てました。

    Türk Dil Kurumu'nun Büyük Türkçe Sözlüğü'ne göre ''Er'', erkek, işini iyi bilen, yetenekli kimse, kahraman, yiğit, rütbesiz asker, nefer ve koca anlamına geliyor. Benim eskiden kullandığım MORPA Kültür Yayınları'ndan çıkan ''İlköğretim okulları içinTürkçe Sözlük''te de hemen hemen aynı anlamda.
    ''Er kişi'' için de şöyle bir atasözü varmış: ''İyiliğe iyilik her kişinin karı, kötülüğe iyilik er kişinin karı''. Yani ''İyiliğe karşı iyilik etmek pek önemli değildir, bunu herkes yapabilir. Herkesin yapmadığı şey, kötülüğe iyilik etmektir. Bunu yapabilen kişi olgun ve erdemli kişidir'' anlamına geliyor.
 トルコ言語協会の大トルコ語辞典によると、〈Er〉には男性、物事を良く知る者、才能のある者、英雄、勇敢な者、兵卒、個人、そして夫の意味があります。わたしかつて使っていた MORPA文化出版から出ている "初等教育校のためのトルコ語辞典" でもほとんど同じ意味。
 また〈Er kişi〉には以下のようなことわざもあるようです。『親切に対しての親切はすべての者がする。不親切に対しての親切は徳のある者がする。』つまり、「親切に対して親切を返すことはたいして重要なことではない。これは誰だってすることだ。誰もがしないのは、不親切に対して親切を返すことである。これができる者は円熟した高潔な人物である」という意味です。

    Bundan sonra ''Türker'' adı, bana sadece isim değil, Türk asker, Türk erkek, bir de Türk kahraman hatırlatacak, ''Erol'' isimi de sadece ''asker ol'' anlamında değil de ''adam ol'' ''yiğit ol'' anlamını aklıma getirecek.
    Ve de ''Er kişi'' olarak ise geçen Cumartesi günü vefat ettiğini öğrendiğim arkadaşım Shuji beyi anımsayacağım. Tanıştığımızda 60 yaşına yakındı ama Türkçe öğrenme hevesi benden büyüktü, aynı zamanda her gün bağlama çalmayı öğrenmeye gidiyordu, hep yeni şeylere meydan okuyordu ve geçen ay ''Japon Dili Eğitimi Yeterlik Sınavı''nı geçtiğini söylemişti. Shuji beyin birşey yapacağını karar verdiğinde asla vazgeçmeyen davranışından çok şey öğrendim. Onun sayesinde yeniden Türkçe öğrenebiliyordum hep… Şükür ediyorum onunla tanışabildiğim için. Unutmayacağım onunla berber geçirdiğim zamanları. Shuji bey gitti ama büyük izi bıraktı… güle güle, Shuji bey.
 これから〈Türker〉という名前はわたしにとってただの名前でなく、トルコ人兵士、トルコ人の男、そしてトルコの英雄を思い出させ、〈Erol〉という名前もただ〈兵士になれ〉だけではなく〈男になれ/一人前になれ〉〈勇敢であれ〉という意味を呼び起こすでしょう。
 また、〈Er kişi〉としては先週の土曜日に亡くなったことを知った友人・修司さんを思い起こすでしょう。知り合った時には60歳に近かったけれどトルコ語を学ぶ意欲はわたしなんかより強く、同時に毎日サズを習いに行っていた修司さん。いつも新しい物事に挑戦し、先月は日本語教育能力検定に合格したと話していました。修司さんの、一度何かをすると心に決めたら決して諦めない姿勢からはたくさんのことを学びました。彼のおかげでいつも新たにトルコ語を学ぶことができたのです。感謝します、彼と知り合えたから。忘れません、彼といっしょに過ごした時間を。修司さんは行っちゃったけど、たくさんの足跡を残されました。さようなら、修司さん。

2014-01-08

Gezi programı izler gibi... / 旅番組を見るように……

    Bir önceki yazımı Onur Ataoğlu'nun üçüncü kitabı ''Japon Yapmış Türk Gezmiş''ten ilham alarak yazmıştım. Bu sefer ise tamamen o kitaptan bahsetmek istiyorum.
 ひとつ前のブログ記事を、オヌル・アタオール氏の3冊目の本『ジャポン・ヤプムシュ トゥルク・ゲズミシュ』に刺激されて書きました。今回は、まさしくその本についてお話ししたいと思います。


    Her ne kadar bu bir kitap olsa da ben okurken harflerin akışını izlemekten daha çok bahsedilen manzaraları, yemekleri, insanları gözümün önünde canlandırdım. Hani televizyondaki gezi programları var ya… 30 dakika veya bir saat boyunca bizi o ülkeye, o şehre, o sakağa götürüyor. Sayfaları çevirirken sanki öyle bir programı izliyormuşçasına Tokyo'yu gezdim, yolumu Kanagawa'ya uzattım, Fuji Dağı'na bile tırmandım. Onur hocanın rehberliğiyle Nikko bölgesine gidip sadece tapınakların değil, Chuzenji gölünün etrafında da yürüdüm, her sene Sapporo'da düzenlenen ''Kar Festivali / Yuki Matsuri''ni gördüm, ta Miyazaki'ye, Okinawa'ya kadar gidebildim. 
 これは一冊の本ではあるのですが、読んでいるときは文字を追うというよりも書かれている景色や料理、人々を目の前に浮かび上がらせました。ほら、テレビの旅行番組があるでしょう。30分、1時間のあいだわたしたちをその国へ、その街へ、その通りへ連れて行ってしまう。ページをめくるとき、まるでそんな番組を見ているかのように東京を巡り、神奈川へ足を伸ばし、富士山にまで登ったのです。オヌル氏の案内で日光地方に行ってお寺だけじゃなく中禅寺湖の周りを歩き、毎年札幌で開催される“雪まつり”を眺め、果ては宮崎、沖縄まで行くことができました。


    ''Sen Japon olduğundan kafandan o manzaraları canlandırabildin herhalde'' diyebilirsiniz ama ben Onur hoca kadar gezmedim. Tokyo dışında Kanto bölgesini neredeyse hiç bilmiyorum. Tokyo'yu bile yeterince gezdim diyemem. Osaka ve Kyoto dışında Japonya'nın çoğu yerinin yabancısıyım. Ama gittiği yerlerde duyduğu hikayeleri ve destanları, kendine özgü espri ile o kadar güzel anlatıyor ki insanın gidip göresi geliyor. (Hatta gidip görmüş gibi hissedebilir ama bu his, insanı daha çok gezme hissi ile dolduruyor.)

 「あなたは日本人だから、そんなふうに景色を浮かび上がらせることができたんでしょう」と言われるかもしれませんが、わたしはオヌル氏ほど旅行をしていません。東京以外、関東地方はほとんどまったく知りませんし、東京だって充分に見て歩いたとは言えません。大阪と京都以外、日本のほとんどの場所を知らないのです。でも、彼が行った場所で聞いた物語や言い伝えを独自のエスプリで本当に上手に説明してくれるので人は行って見たくなるのです(それ以上に、行って見たような気になるのですが、この感覚は人をよりいっそう旅行へといざないます)。

    Önceki yazıda da yazmıştım: Yabancı dilde yazılan bir kitabı, neden bir solukta okuyabildim? Sebebini anlatmama gerek yoktur artık.
 それにひとつ前のブログにも書きました。外国語で書かれた本を、わたしはどうしてひと息に読むことができたのか。理由を説明する必要はないでしょう。


    Yalnız beğenmediğim kısım var; Onur hoca, okonomiyaki olarak Osaka tarzından daha çok Hiroşima tarzını sevdiğini yazmış. Biliyordunuz hocam, Osakalıyı düşman ettiniz.. :)  
    Tesadüfen Onur hoca şu an Japonya'daymış! Hocam sizi Türkiye'den selamlıyorum ve sizden ufak bir ricam olacak; Dördüncü kitabı da sizden istesek? O zaman okonomiyaki yazınızı da telafi edebilirsiniz.
 けれど、ひとつだけ気に入らないことがありました。オヌル氏はお好み焼きについて大阪スタイルではなく、広島スタイルが好きだと書いていました。ご存知だったでしょう、オヌルさん。大阪人を敵に回しましたねっ :)

 偶然にもいま、オヌル氏は日本にいらっしゃるようです。オヌルさん、トルコからこんにちは。そしてひとつ小さなお願いがあります。4冊目の本も書いてくださいませんか。そのとき、お好み焼きの見解についても埋め合わせができますよ。

2013-12-31

Bir Avuç Kül Oluverdim, Külüm Havaya Savruldu / わたしはひと握りの灰となり、その灰は空に舞った。

    Uzun süredir dört gözle beklediğim Sayın Onur Ataoğlu'nun üçüncü kitabı ''Japon Yapmış Türk Gezmiş''. O kadar bekledim ki normalde Türkçe kitapları okumam için bir hayli zaman gerekiyor fakat bu sefer kendi hız rekorumu kırdım diyebileceğim kadar bir solukta okudum. (tabi abarttım o kadar da değil… sonuçta bilmediğim kelimeler karşıma çıkınca sözlüğe bakmam gerekiyordu.)
    Bu kitabı, bir tür gezi kitabı olarak okuduğum için ''Hiroşima: Radyoaktif İstiridye Şehri'' bölümünü görünce biraz şaşırdım, okuyunca da epey duygulandım. Bu yazıdan o kadar etkilendim ki, normalde Türkiye'de yaşadıklarımı, hissettiklerimi yazıyor olmama rağmen bugün Onur hocanın makalesinden ilham alarak yeni bir yazıya kalem almak istiyorum.
 長~いあいだ待ち焦がれたオヌル・アタオール氏の3冊目『ジャポン・ヤプムシュ トゥルク・ゲズミシュ/やるねぇ日本人、めぐるねぇトルコ人』。めちゃくちゃ待ちましたから、普通はトルコ語の本だと読むのにかなり時間がかかるのですが、今回は最速記録更新か!? と言えるほどのひと息で読んじゃいました(もちろん大袈裟です。 :D  それほどではありません。結局のところ、知らない言葉が出てきたら辞書を見なきゃならないわけで……)。
 この本、一種の旅行本と思って読んだため『広島:放射能に荒らされたカキの街』の章を見て少し驚き、読んでかなり心を動かされました。その文章にとても影響されたため、本来はトルコで経験したこと、感じたことを書いているブログなのですが、きょうはオヌル氏のエッセイから刺激を受けつつペンを取りたいと思います。

    Şimdiki Japon okulların durumunu iyi bilmiyorum ama benim çocukluğumda, yani ilkokul ve ortaokul döneminde yeterli barış eğitimi mevcuttu. Savaş (burada savaş derken İkinci Dünya Savaşı'nı kastediyorum) ile ilgili pek çok film izlemiş, hikaye dinlemiş, ortaokul 3. sınıftayken ise ''Shūgaku Ryokō'' denilen okul gezisi olarak Nagasaki'ye gitmiştik. Bu eğitim kapsamında Onur hocanın kitapta bahsettiklerini tek tek izledim ve de hiç unutmadım; Unutmak istesem de unutamadım, insanlıktan o kadar uzak ki o görüntüler, hikayeler…
 現在の日本の学校の状況はよく知りませんが、わたしの子ども時代には、つまり小学校や中学校の時期には充分な平和教育が存在しました。戦争(というのは、つまり第二次世界大戦のこと)に関係するたくさんの映画を見、話を聞き、中学3年のときには“修学旅行”と呼ばれる引率旅行として長崎に行きました。この教育の範囲内で、オヌル氏が本で語っているものを事細かに目にし、そして決して忘れることはありませんでした。忘れたいと思っても忘れられるものではありません。人道からあれほど外れた出来事なのですから。

    Son zamanlarda Japonya'da ''anayasayı değiştirelim'' düşünceleri oldukça güçlü kazandı. Zaten Japon Anayasası'nın 96. maddesini, yani anayasa değiştirme şartlarını da değiştirmeye kalktılar. Ben buna karşıyım. Buna tamam dediğimiz anda hemen Japon Anayasası 9. madde (barış anayasası) başta olmak üzere anayasanın önsözünü filan da değiştirmeye kalkarlar. (Burada da ''barış'' bir hayli vurgulanmakta)
 最近、日本では憲法改正の考え方がずいぶん強くなっています。既に日本国憲法第96条、つまり憲法改正の条件も変えられようとしていますが、わたしはこれに反対です。こうした動きに「OK」と言ったら、すぐに日本国憲法第9条(平和憲法)をはじめ、前文なども変えようとされるでしょう(そこでも“平和”が大きく強調されています)。

    Tekrar söylüyorum ben Japonya'nın bu sağ eğilimine karşıyım. Neden mi? Sağ eğilimi ile karşı karşıya gelince hep o Hiroşima ve Nagasaki faciası, gözümün önünde canlanıyor. 
   O görüntüler o kadar korkutucu ve ürkütücü ki, şimdiki ebeveynler okul gezisi olarak çocuklarımıza Hiroşima veya Nagasaki'yi gezdirmesek diyebilirler. 2008 yılında açıklanan bilgilere bakalım:
- Okul gezisi olarak kamuya ait ortaokullarda en çok gidilen yer:
    1. Kinki Bölgesi (Kyoto ve Nara'yı içerir)
    2. Kantō Bölgesi (Tokyo, Disney Resort vb…)
    3. Okinawa Eyaleti
- Okul gezisi olarak kamuya ait liselerde en çok gidilen yer:
    1. Okinawa Eyaleti
    2. Kinki Bölgesi (Kyoto ve Nara'yı içerir)
    3. Hokkaido Eyaleti
Hani Hiroşima nerede? Nagasaki'ye gitmiyorlar mı?
 もう一度言います。わたしは日本におけるこの右傾化に反対です。どうしてかって? 右傾化と向き合ったとき、常にあの広島の、長崎の悲劇が目の前にまざまざと甦るのです。
 あの惨事の様子はとても恐ろしく、ぞっとするものですから、近頃の親たちは引率旅行として子どもたちを広島や長崎に連れて行かなくても、と言い得るでしょう。2008年に公開されたデータを見てみましょう。
ー 公立中学における修学旅行の訪問先上位
 1. 近畿地方(京都や奈良を含む)
 2. 関東地方(東京、ディズニー・リゾート)
 3. 沖縄
ー 公立高校における修学旅行の訪問先上位
 1. 沖縄
 2. 近畿地方(京都や奈良を含む)
 3. 北海道
ほらね、広島はどこに? 長崎には行かないの?

    İkinci Dünya Savaşı'ndan yaklaşık 70 sene geçti. O savaşı yaşayanlar azarıyor ve savaşı bilmeyen kuşaklar çoğalıyor. Sırf bu yüzden okul gezilerinde Hiroşima ve Nagasaki olsun istiyorum. Belirli düşünce kalıplarına saplanmadan, yani çocukken oralara gidilmesi çok önemli. Aynı zamanda dikkat etmemiz gereken atom bombasını atanları suçlamamaktır. Önemli olan insanlık dersini almaktır. 
 第二次世界大戦から約70年が過ぎました。あの戦争を体験した人たちは減り、戦争を知らない世代が増えています。だからこそ引率旅行には広島に、長崎に行ってほしいのです。特定の思考パターンにはまってしまう前に、つまり子どものときにそこへ行くことはとても大切なのです。同時に注意しなければならないのは、原爆を落とした者を糾弾しないこと。大切なのは人道を学ぶということです。

    Türkiye'den Japonya'ya, uçakla 12 saatte, 9000 kilometre aşıp 1 hafta veya 10 gün civarında gezmeye gidenlere Hiroşima'ya gidin, Nagasaki'yi görün diyemem (aslında şehir olarak güzel, tam da gezebilecek yer). Ama eğer Japonya'da 3 ay, 6 ay ve hatta 1 yıl yaşama fırsatını yakalayabilirseniz, gezi planınız içine Hiroşima veya Nagasaki'yi dahil etmenizi öneriyorum. Ve burada Onur hocaya şükranlarımı sunmak istiyorum bir Japon olarak. Bir gezi kitabı içinde Hiroşima'dan (ve bir de Okinawa'dan) uzun uzun bahsettiği için. Japonya'yı tanıtırken Hiroşima'yı, Okinawa'yı unutmadığı için. Okurlar, oraya kadar gidemese de artık oralarda ne olup bittiğini, bizim yani Japonların hayatta neye önem verdiğimizi bilebiliyor olacaktır. Biz, Japonlar size minnettarız Onur hoca.
 トルコから日本へ飛行機で12時間、9000キロを超えて1週間、あるいは10日程度の旅行に行く方に広島へ行ってください、長崎を見てくださいとは言えません(実際、街として素敵ですし、巡り歩くにはオススメの場所)。でも、もし日本に3ヶ月、6ヶ月、さらには1年のあいだ暮らすチャンスを手にすることができたら、旅行プランの中に広島か長崎を入れてください。それから、ここで一人の日本人としてオヌル氏に感謝の気持ちを捧げたいと思います。旅行本の中で、広島について(さらには沖縄について)詳しく語っていただいて。日本を紹介する際に広島を、沖縄を忘れないでいてくださって。読者は、そこまで行くことができなくてもそこで何が起こったのか、わたしたち日本人が人生で何を大切にしているのかを知ることができるでしょう。わたしたち日本人は、あなたに借りができましたよ、オヌルさん。

    Son zamanlarda Japonya gündemi, yakın ülkeler arasında olan anlaşmazlıklar ile dolu… Bunun sonucu olarak sağ eğilim daha da güçleniyor gibi. Ama ben tek başıma kalsam da bu sağ eğilime karşı çıkacağım.
    En son olarak Mahatma Gandi'nin şu sözü ile bu yazıyı bitirmek istiyorum: ''Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek.''
 直近の日本のトピックは、近隣国とのあいだの摩擦ばかり。その結果として右傾化がさらに強まっているようです。でも、わたしはただ一人になってもこの右傾化に対抗します。

 最後に、マハトマ・ガンジーの言葉で、今回のブログを締めくくりたいと思います。『目には目を、歯には歯をの考え方で行けば、しまいには全世界が盲目になってしまう。』